Aşık Veysel

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Aşık Veysel olarak bilinen asıl adı “Veysel Şatıroğlu” olan usta ozan, 25 Ekim 1894 yılında Sivas‘da dünyaya geldi. Annesi Gülizar hanım babası Ahmet beydir. O yılların vebası olan çiçek hastalığı yüzünden iki kız kardeşini kaybeden sanatçı, 7 yasında aynı hastalıktan tek gözünü kaybetmiştir. Ve vahim bir kaza sonrasında diğer gözünü de kaybederek, tamamen görmemeye başlamıştır. Oğlunun gözleri görmediği için arkadaşları ile oynayamayıp yalnız kaldığını gören Ahmet bey, oyalanması için oğluna bağlama almıştır. Bağlamayı ilk olarak babasının arkadaşı Çamşıhılı Ali’’den öğrenen Aşık Veysel, ilk zamanlar başka ozanların türkülerini çalmaya başlamıştır. 40 yaslarına doğru kendi yazdığı eserleri çalmaya başlayarak, o yıllar Aşıklar Bayramında yer alması ve Atatürk için söylediği türküden sonra namı artarak yayılmaya başlamıştır. Bu yıllarda sadece kendi köyünde değil, Türkiye’de birçok yer gezerek türkülerini her kesime aktarmıştır.

 

İki gözü de görmeyen ve karanlığa bürünen ozanın annesi ve babası, bu duruma çok üzülüyor ve diğer kardeşlerinin bakamayacağını düşünüp evlendirmek isterler. Akrabaların kızı olan Esma hanım ile evlendirilen sanatçının peşini olumsuzluklar bırakmıyordu. Yeni doğan erkek çocuğunu kaybeden ozan, daha sonradan anne ve babasını da kaybederek, hayata küsmüştür. Bunun üstüne eşinin başka biri ile kaçması ile perişan olan sanatçı, kendini türkülere vermiştir. Eşi terk ettiğinde iki aylık kız çocuğu ozanın yanında kalmıştı. Fakat kız çocuğu da erkek evladı gibi hayatını yitirmiştir. Acı dolu hayatını şarkılara döken ozan, yanık yanık türkülerini sevenleri ile paylaşarak, bir nebzede olsa acılarını dindirmiştir.

 

Çocuklarının ölmesi ve eşinin bırakması ile birlikte memleketini terk eden sanatçı, arkadaşları ile birlikte başka bir köye yerleşirler. Ve arkadaşları ile birlikte dolandırılan ozanımız, bütün parasını kaybeder. Ve parasız bir şekilde hayatını idame eden sanatçımızın, 1931 yılında yapılan Halk şiirleri bayramı ile hayatı bir anda düzelir, maddi manevi güzellikler yaşamaya başlar. Ve Gülizar adlı bir bayan ile hayatını birleştirir. Türkülerinde kendine has yorumuyla doğadan insan sevgisine, hüzünden yaşama sevincine, iyimserlikten umutsuzluğa, dinden siyasete, karşılıksız ve umutsuz aşktan, birbirlerini deli gibi sevenlere birçok eser yazıp seslendiren ozanımız, 1941-1946 yılları arasında köy Enstitülerinde bağlama ve halk türküleri dersleri vermiştir. 1965 yılında TBMM’’nin kararıyla özel bir kanun çıkarılıp, maaşa bağlandı.

 

Aşık Veysel hayatı boyunca Türkiye’’nin hemen hemen her yerindeki aşıklarla karşılaşıp tanıştı. Sevilen halk ozanını ölümüne denk her yastan asık ziyaret etmiştir. Veysel Şatıroğlu yanı Asık Veysel’in eserleri arasında en çok sevilen ve günümüzde farklı sanatçılar tarafından yorumlanan “Ala Gözlü Benli Dilber”, “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlarsın”, “Kara Toprak” adlı parçalar, farklı uyarlanarak, özellikle genç neslin gönlünü fed etmiştir. Efsane olan ve türkü deyince ilk akla gelen halk ozanımız, “”Hepimiz Bu Yurdun Evlatlarıyız””, ““Memlekete Destan Oldum”” adlı eserler ile memleketine olan aşkını şarkılar ile ifade etmiştir. Aşıkların yaşadıklarını, en güzel şekilde parçalarına döken sanatçı, “Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi”, “Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı”, “Sen Olmasan”, “Gönül Bir Güzeli Sevmiş” adlı şarkıları ile yaralı yüreklere deva olmuştur.

 

Halk ozanımız doğaya olan aşkını da bir ilk ile tescillemiştir. Memleketine ilk meyve ağacını yetiştirerek, diğer köylülere de örnek olmuştur. Ve zamanla memleketinde çok çeşit meyve ağacı yetiştirilerek, köylülerin bu yolla para kazanmasına aracı olmuştur. Gözleri görmediği için kötü ithamlarda bulunan köylüler, sonradan pişman olmuşlar ve ozanımızın kör olmadığını, aksine en uzak noktaları bile gönül gözü ile gördüğünü dile getirmişlerdir. Anadolu kültürünün temsilcisi, kapkaranlık dünyasında aydınlık düşünceler taşıyarak, diğer sanatçıların idolü olmuştur. Ülkemizde ayrı bir yerde olan ozanımız, 1973 yılında kansere yenik düşmüş ve hayatını yitirmiştir. Sözlerinin yalınlığı ve öz Türkçeyi yansıttığı için de ayrı bir yerde olan sanatçı, dillerden düşmeyen şarkıları ile ölümsüzleşiyor.

 

Yazar: Elif Açıkgöz

 

 

AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU'nun ESERLERİ

 

 

Dostlar Beni Hatırlasın

 

Ben giderim adım kalır

Dostlar beni hatırlasın

Düğün olur bayram gelir

Dostlar beni hatırlasın 

 

Can kafeste durmaz uçar

Dünya bir han, konan göçer

Ay dolanır yıllar geçer

Dostlar beni hatırlasın 

 

Can bedenden ayrılacak

Tütmez baca, yanmaz ocak

Selam olsun kucak kucak

Dostlar beni hatırlasın…

 

 

 

 

 

Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi 

 

Askin beni elden ele gezdirdi

Cok dolandim bulamadim esini

Beni candan usandirdi bezdirdi

Tuzlu imis yiyemedim asini

 

Benim ile gezdin beni arattin

Beraber oturup beraber yattin

Turlu turlu gullerinden koklattin

Asik ettin gule bulbul kusunu

 

Altmis iki yildir seni ararim

Tukendi sabrim yoktur kararim

Daga tasa kurda kusa sorarim

Kimse bilmez hikmetini isini

 

Her millete birer yuzden gorundun

Kendini sakladin sardin sarindin

Bu dunyayi sen yarattin girindin

Her nesnede gosterirsin naksini

 

Gorenlere acik korlere gizli

Kimine gorundun oruc namazli

Veysel’e gorundun cilveli nazli

Tutan birakir mi senin pesini

 

 

Bir Küçük Dünyam Var İçimde Benim 

 

Bir kucuk dunyam var icimde benim

Mihnetim ziynetim bana kafidir

Gorenler dar gorur genistir bana

Sohbetim ulfetim bana kafidir

 

Istemem dunyanin saltanatini

Suslu giyimini Arap atini

Bilirsem Turklugum var kiymetini

Vatanim milletim bana kafidir

 

Isterdim hayatta dusmanla savas

Milletime kurban olaydi bu bas

Nasip degil imis sehitlik kardas

Imanim niyetim bana kafidir

 

Dunya genis olsun ister dar olsun

Yeter ki kalbimde iman var olsun

Her zaman milletim bahtiyar olsun

Rutbemle mesnedim bana kafidir

 

Icimde beslerim bir buyuk ordu

Cignesin dusmani yukseltsin yurdu

Azmi zihniyeti Veysel’in derdi

Iste bu niyetim bana kafidir.

 

 

 

Gönül Bir Güzeli Sevmiş 

 

Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz

Dolanır peşinde çoban misâli

Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez

Azmış yaraları perişan hali

 

Lokman çâre bulmaz yoktur Eflâtun

Yârdan ayrılması ölümden çetin

Elde endaz ettim bu aşkın atın

Terkettim sılayı vatanı ili

 

Ferhat Şirin için kestiği taşlar

Benim senin için döktüğüm yaşlar

Seni yaksın beni yakan ateşler

Yaktı bu sinemi savruldu külü

 

Arılar bal için bekler petekler

Alır her çiçekten verir emekler

Mecnun Leylâ için pınarı bekler

Ben de bir yâr için olmuşum deli

 

Evvelden var idi bu sevda bende

İlikte damarda cesette canda

Ölünce hû çeksin kemiğim sinde

Dünyâda durunca Veysel’in dili

 

 

Ala Gözlü Benli Dilber

 

Ala gözlü benli dilber

Bir gün gelsen bize doğru

Seni sevdim can u dilden

Çekme kendini naza doğru 

 

Ne pervam var ne de perdem

Sanma beni hali bir dem

Söyler seni teller her dem

Kulak versen saza doğru

 

Asika zulfukar isen

Gulsende güle zar isen

Hakikatli bir yar isen

Ben geleyim size doğru

 

Gönülleri bir edelim

Gayrileri biz nidelim

İkimiz de bir gidelim

Yürüyelim ize doğru

 

Bir gün için feryadı zar

Bülbül eder her dem seher

Aç sinemi gel gör ne var

Arttı derdim yüze doğru

 

Kafi derdim bir derd katma

Veysel’i yabana atma

Kerem eyle çok uzatma

Kavuşalım yaza doğru.

 

 

Derdimi Dökersem Derin Dereye

 

Derdimi dökersem derin dereye

Doldurur dereyi düz olur gider

Irakipler geldi girdi araya

Korkarım yar benden yoz olur gider

 

Ilgıt ılgıt yeller eser seherde

Yar beni düşürdü onulmaz derde

Yar ile buluşsak bir tenha yerde

Duyar düşmanlarım söz olur gider

 

Pervane ateşten sakınmaz canı

Uğruna koymuşum başı bedeni

Doldur tüfengini hedef al beni

Yaram doksan dokuz yüz olur gider

 

Veysel der çıkayım bir yüce dağa

Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa

Bir gün olur tenim düşer toprağa

Karışır toprağa toz olur gider

 

 

 

 

 

Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı 

 

Sen bir ceylan olsan ben de bir avci

Avlasam collerde saz ile seni

Bulunmaz dermani yoktur ilaci

Vursam yaralasam soz ile seni 

 

Kurulma sevdigim guzelim deyin

Baglanma karayi allari geyin

Ben bir coban olsam sen de bir koyun

Seslesem elime tuz ile seni 

 

Koyun olsan otlatirdim yaylada

Tellerini yoldurmazdim hoyrada

Balik olsan takla donsen deryada

Dusursem toruma bez ile seni

 

Veysel der ismini koymam dilimden

Ayri dustum vatanimdan ilimden

Kus olsan da kurtulmazdin elimden

Eger gorsem idi goz ile seni

 

 

Sen Olmasan 

 

Sen bir aşksın ben bir mecnun

Sen olmasan ben olmazdım

Sen bir gülsün ben bir bülbül

Sen olmasan ben olmazdım

 

Kalbimde yaşarsın her an

Varım yoğum sensin inan

Kalbimdeki aziz mihman

Sen olmasan ben olmazdım

 

Ansızın kalbime girdin

Türlü türlü dertler verdin

Beraberce çeker derdin

Sen olmasan ben olmazdım

 

Sensin benim cümle varım

Yoktur başka kisb ü kârım

Hem yazımsın hem baharım

Sen olmasan ben olmazdım

 

Bağrımdaki açan çiçek

Türlü koku türlü irenk

Bu bendeki olan gerçek

Sen olmasan ben olmazdım

 

Dokun Veysel tele dokun

Coştu gönül etti akın

Sensin bana benden yakın

Sen olmasan ben olmazdım

 

 

Bir Derd Ehli Bulsam Derdim Söylesem 

 

Bir derd ehli bulsam derdim soylesem

Iyi olmaz derdlerim halim n’olacak

Hekimler derdime derman bulamaz

Bir degil bes degil derd kucak kucak 

 

El vurma yarama yaklasma kardas

Derdimi soylesem tukenmez bas bas

Icimde yaniyor tutunsuz ates

Ceset soba gibi kalbim bir ocak

 

Aşıklar alemde gülmez dediler

Akar göz, yaslarim silmez dediler

El elin derdini bilmez dediler

Kimler gelip hatırımı soracak.

 

Katlan bu cefaya sabreyle gönül

Bu dünyanın isi hep böyle gönül

Başından geçeni sen söyle gönül

Neler geldi geç oldu olacak

 

Veysel’in derdine bulunmaz çare

Etseler vücudun hem pare pare

Bir arzuhal sundum hakiki yare

O yar gelip yaralarım saracak

 

 

 

Hacı Bektaş 

 

Medet mürvet deyip kapına geldim

İsteğim dileğim ver Hacı Bektaş

İndim eşiğine yüzümü sürdüm

Kusurum günahım var Hacı Bektaş

 

Kul olanın elbet olur kusuru Nesli 

Peygambersin cihanın nuru

Alisin Velisin Pirlerin Piri

Galma kusurlara Pir Hacı Bektaş

 

Horasandan ayak bastın uruma

Mucizeler şahit oldu pirime

Bak şu vaziyete bak şu duruma

Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş 

 

Geçmem dedin duvarımda sinekten

Yalan sadir olmaz ervahı pekten

Sana inanmışım ervahtan kökten

Sana inanmayan kör Hacı Bektaş

 

Sana yalvarıyor VEYSEL biçare

Yine senden olur her derde çare

Bir arzuhal sundum gani Hünkare

Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş

 

 

 

 

 

Beni Hor Görme Gardaşım 

 

Beni Hor Görme Kardeşim

Sen Altındın Ben Tunç Muyum

Aynı Vardan Var Olmuşuz

Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım

 

Ne Var İse Sende Bende

Aynı Varlık Her Bedende

Yarin Mezara Girende

Sen Toksun Da Be Aç Miyim

 

Kimi Molla Kimi Derviş

Allah Bize Neler Vermiş

Kimi Arı Çiçek Dermiş

Sen Balsın Da Ben Cec Miyim

 

Topraktandır Cümle Beden

Nefsini Öldür Ölmeden

Böyle Emretmiş Yaradan

Sen Kalemsin Ben Uç Muyum

 

Tabiata Veysel Aşık

Topraktan Olduk Kardaşık

Aynı Yolcuyuz Yoldaşık

Sen Yolcusun Ben Bacmiyim

 

 

Hepimiz Bu Yurdun Evlatlarıyız

 

Bu nasıl kavgalar çirkin dogusler

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Yolumuza engel olur bu isler

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Birleşiriz bir bayrağın altında

Biz Türklerin ikilik yok aslında

Yanar tutuşuruz vatan aşkında

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Hedef alıp dövüştüğün kardeşin

Seni yaralıyor attığın taşın

Topluma zararlı yersiz savaşın

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Herkes ilim deryasında yüzüyor

Çıkmış ayin çevresinde geziyor

Yazık bize yollarımız uzuyor

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Kitaplar yazılmış nasihat dolu

Birlikte güçlenir gençliğin kolu

Gençliğe emanet Atatürk yolu

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez

Bulanık çeşmeden kimse su içmez

Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

 

 

 

 

Senlik Benlik Nedir Bırak

 

Allah birdir Peygamber Hak

Rabbül alemindir mutlak

Senlik benlik nedir bırak

Söyleyim geldi sırası 

 

Kürtü Türkü ne Çerkezi

Hep Ademin oğlu kızı

Beraberce şehit gazi

Yanlış var mı ve neresi 

 

Kurana bak İncile bak

Dört kitabın dördü de hak

Hakir görüp ırk ayırmak

Hakikatte yüz karası

 

Binbir ismin birinden tut

Senlik benlik nedir sil at

Tuttuğun yola doğru git

Yoldan çıkıp olma asi

 

Yezit nedir, ne kızılbaş

Değil miyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ataş

Söndürmektir tek çaresi

 

Kişi ne çeker dilinden

Hem belinden, hem elinden

Hayır ve şer emelinden

Hakikat bunun burası

 

Şu alemi yaratan bir

Odur külli şeye Kadir

Alevi Sünnilik nedir

Menfaattir var varası

 

Cümle canlı hep topraktan

Var olmuştur emir Haktan

Rahmet dile sen Allah’tan

Tükenmez rahmet deryası

 

Veysel sapma sağa sola

Sen Allah’tan birlik dile

İkilikten gelir bela

Dava insanlık davası…

 

 

Memlekete Destan Oldum 

 

Memlekete destan oldum

Karim beni beğenmedi

Esten oldum dosttan oldum

Yarim beni beğenmedi

 

Ne söylesem “deli” dedi

“Meyva vermez cali” dedi

“Açma bana kolu” dedi

Sarim beni beğenmedi

 

Ben gönlümün valisiyim

Altı çocuk velisiyim

Bir güzel delisiyim

Durum beni beğenmedi

 

Yine düştüm dilden dile

Göz yaşlarım sile sile

Attı beni gurbet ele

Yarim beni beğenmedi

 

Geçti güzelliğin cağı

Golkoy’e kurdum otagi

Guz geldi doktu yapragi

Dalim beni begenmedi

 

Veysel yonum yare dondum

Lodos degmis kara dondum

Yesillenmis yare dondum

Pirim beni begenmedi

 

 

Kara Toprak 

 

Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır 

 

Nice Güzellere Bağlandım Kaldım

Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım

Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır 

 

Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi

Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi

Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Ademden Bu Deme Neslim Getirdi

Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi

Her gün Beni Tepesinde Götürdü

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Karnin Yardim Kazma İle Bel İle

Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle

Yine Beni Karşıladı Gül İle

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi

Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü

Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Havaya Bakarsam Hava Alırım

Toprağa Bakarsam Dua Alırım

Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Dileğin Varsa İste Allah’tan

Almak İçin Uzak Gitme Topraktan

Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta

Allah Kula Yakın Kul Da Allah’a

Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor

Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor

Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

 

Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar

Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser

Gün Gelir Veysel’in Bağrına Basar

Benim Sadık Yarim Kara Topraktır