logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

 Deli Derviş (Feryadi)

 

Yine gam yükünün kervanı gelmiş

Çekemem bu derdi bölek seninle

 

Deli Derviş (Feryadi), aslen Divriği'nin Ganut köyündendir. Babası göç edip Zoğallı'ya yerleşmiş. Şair Zoğallı'da doğmuş ve asıl adı Yusuf'tur. Hatta ilk zamanlarda şiirlerini Kul Yusuf adı ile söylemiştir. Bektaşidir. Eflatun Cem, Ruhsati'nin hocasıolduğunu söylüyor. Bu doğru olamaz. Çünkü birisi Bektaşi, birisi Nakş-ı bendi. Ruhsati sünni olduğu için Alevilerden pek hoşlanmaz. 

 

Sonra aynen sunları da ekliyor: "Feryadi (Deli Derviş) mahlasını da kullanmış ve sazda çok ileri giderek saza (Deli Derviş Perdesi) diye bir de perde eklemiştir. Bu perde Sivas çevresi sazcılarınca meşhurdur. Bu itibarla gerçekten kudretli bir saz ustası, söz ehli bir halk sanatçısıdır. 

 

Hakkında bilgi verenlerden birisi de Sadettin Nüzhet Ergun'dur. Bektasi-Kızılbaş Alevi ve Nefesleri adlı eserinde diyorki: Bu malumat 1944 yılında Maarif Kütüphanesine gelen ve İsyani mahlası ile tanınan merhum Hasan Elçioğlu'ndan alınmıştır. Elçioğlu 1944 güz aylarında vefat etmiştir. 

 

Halk arasında Deli Derviş adı ile tanınan Feryadi 19'uncu yüzyılın Kızılbaş şairlerindendir. Kuvvetli bir şairdir ve Divriği'de otururdu. Koçgiri'ye tabi Zoğallı'da arazi alarak orada kaldı. Bugün torunları oturmaktadır.Tahminen 1320 (M.S 1904) yılında 80 yaşlarındayken Kangal kazasına tabi Mamaş'ta vefat etti ve mezarı da ordadır. 

 

Yine Ergun, aynı serinin üçüncü cildinde de şunları yazıyor: İsyani küçüklüğünden beri Deli Derviş'e mülaki olup ondan nasip almıştır. Mürşidi Deli Derviş'tir. Şiir söyleme de mürşidi Deli Derviş'ten aldığı müsade üzerine başlamıştır.

 

 

Hakkında etraflıca araştırma yapmak amacıyla geçen yıl doğduğu ve öldüğü köylere gittim. Torunları ve onu tanıyan yaşlılarla konuştum ve Zara'nın Zoğallı köyünde 86 yaşındaki Ahmet Dede, Feryadi'yi şöyle anlattı:

 

Küçüktüm, zor hatırlıyorum. Ne hikmetse peşinden hiç ayrılmazdım. Elindeki deyneğini baston gibi kullanıp dayana dayana gezer dururdu. Uzun boylu, ince yapılı ve akıllı idi. Köylüler ona Derviş Ağa derlerdi. Adı Derviş 

 

falan değildi. Belki çok gezdiği için demişlerdi. Kendisi Sarı Saltıklı'lardandı. Dede idi. Divriği'den Kars'a kadar müritleri vardı. Sık sık buraları dolaşırdı. Kır bir ata binerdi. Çok güzel de saz çalardı. Sazına "Sarı Turna" derdi. Bir gün bir Ermeni şairle karşılaşmış. Kızgınlıkla vurup sazın perdelerini kırmış. Sazı perdesiz de çalmış. 

 

Üç oğlu vardı, en büyüğü Ahmet, ortancılı Hüseyin, küçüğü de Hasan. Büyük oğlu Ahmet Kangal'ın Soğukpınar (Mamaş) köyüne yerleşmiş ve Deli Derviş te son zamanlarını onun yanında geçirmiş ve orada ölmüştür. 

 

Babasının adı Yusuf, annesinin adı Döndü'dür. Şunu da diyeyimki, ona Deli Derviş diyenler yanılıyorlar, o deli değil, Dolu Derviş idi.

 

Oradan da öldüğü köy olan Soğukpınar'a (Mamaş) gittim. Oğlu Ahmet'in oturduğu evi gezdim. Tek katlı, harapça bir dam. Mezarı köyün karşısındaki tepenin üzerinde ve mezar taşı yoktu. Daha doğrusu mezara benzer bir yönü de kalmamıştı. Bir yığın taş öbek yapılmıştı. Yanı başındaki oğlu Ahmet'in mezarı oldukça düzgündü.

 

Köyün muhtarı emekli tahsildar Ali Efendi: "Deli Derviş bazan coşar, kendinden geçermiş, epeyce yaşlanınca Zoğallı'da onu rahat bırakmamışlar, başını alıp buraya, oğlunun yanına gelmiş. Neden sonra hatalarını anlamışlar, arkasından davetçi göndermişler ama, o gitmemiş" diyor.

 

Köyün eski bir nüfus defteri var, oldukça muntazam tutulmuş, burada oğlu Ahmet ile ilgili bilgiler de var. Oradan çıkardığım sonuca göre, Ahmet 1844 doğumlu. Babasının adı Mehmet. Demek ki Deli Derviş (Feryadi) nin adı Mehmet imiş. Diğerleri ise tamamen yakıştırma. Zaten köylüler de: "Adı Derviş değildi, halk öyle söylüyordu" diyorlar. Sonra da şu hususu belirtiyorlar:"İlk mahlası Kul Yusuf'tu, babasının adı Yusuf olduğu için, ben Yusuf'un kuluyum demek istemişti. Git gide bu adı beğenmedi ve Feryadi de karar kıldı."

 

Ben de aynı düşünceye katılmak isterim. Çevremizdeki cönk ve mecmualarda "Kul Yusuf" ve "Feryadi" mahlası şiirlere rastladım, ama "Deli Derviş" mahlası bir şiire tesadüf etmedim.

 

Bir şiirinde "yirmidört yaşımdan beri ağlarım" diyor. Ağlarım sözü şiire 24 yaşında başladığını ifade etmekle beraber cezbeye de bu yaşta tutulduğuna işaret olabilir. Belki de deli sıfatı ona bu coşkusundan dolayı verilmiştir.

 

Şeyh Mehemmet Ağa dünyadan göçtü

Gafil ölüm olduğuna ağlarım

Biçare Veyis'in tebdili şaştı

Gafil ölüm olduğuna ağlarım

 

Atım gitti menziline ulaştı

Ecel geldi ayağıma dolaştı

Talip muhip koyun gibi meleşti

Gafil ölüm olduğuna ağlarım

 

 

Doğum tarihine gelince: Biliyoruz ki köylerde erkek de kız da erken evlendirilir. Şairimizin 20 yaşında iken evlendiği düşünülürse 1824 yılında doğması icap eder. Çünkü büyük oğlu Ahmet'in doğum tarihi 1844'tür. Bu hususu ona yetişen ihtiyarlar da kabul ediyor,"1904'te öldüğü zaman 80 yaşında vardı" diyorlar. Üç beş senelik bir yanılmayı tabi karşılamak gerekir.

 

Şiirlerinin toplu olduğu bir defter yok. Böyle bir defterin varlığı da söylenmiyor. Ömrü boyunca çalmış, çığırmış, dinletmiş. Bazan bir merakla çalmış, hoşuna giden bir şiiri defterinin bir köşesine not etmiş. İşte elimize geçenler bunlar.

 

Feryadi için iyi bir saz ustasıydı deniyor. Bugün için isbatına imkan yok ama İyi bir söz ustasıydı deniyor, doğru belgeleri meydanda....

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account