logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

Emanet etmişsin geldi selâmın

Gül yüzlü cananım aleyküm selâm

Aldım tazim ile bu beng ü lâlım

Ey şah-ı cihanım aleyküm selâm

Mürüvvet umarım efendim senden

Uğruna geçmişim can ile tenden

Demişsin gedâma selâm et benden

Ey şah-ı cihanım aleyküm selâm

Boynuma geçmeden aşkın kemendi

Neden ağlatırsın bu Derdimend’i

Dosta selâm salmış efendim kendi

Ey şah-ı cihanım aleyküm selâm”

 

Yukarıya sözlerini aldığım bu türküyü duygulanarak dinlerim. Birçok nedenden duygulanırım. Bunlardan biri, bu türkünün, okuma yazması olmayan bir kadın halk şairinin olmasındandır. Âşık Derdimend’in asıl adı Fatma Oflaz. 1894 yılında Kangal’da doğmuş. Babasına Vanlızade Ali Efendi diyorlar. Dedesinin adı da Mehmet’miş. <br />1964 yılında Sivas’ta General Fuat Doğu, bir şıklar Bayramı düzenlenmesini arzu etmişti. Kolları sıvayan ilk kişilerden biri rahmetli hocam İbrahim Aslanoğlu olmuştu. Çağrılı âşıkların arasında yetmiş yaşlarında kadın Âşık Derdimend’de vardı.

 

Âşık Derdimend’in dertliliği henüz beş yaşlarındayken başlıyor. Babası Ali Efendi, kendi anlatımıyla hovarda bir adam. Tutuyor genç bir kızı kaçırıp Derdiment’in annesi Zeynep’in üzerine eve getiriyor. Bu yetmezmiş gibi, Zeynep’i gözünün yaşına bakmadan kapının önüne bırakıyor. Kadıncağız iki gözü iki çeşme, belki içeri alırlar diye günlerce kapının önünden ayrılmıyor. Kimse dönüp yüzüne bakmıyor. Çaresiz kalınca  o da bir er kişi bulup kocaya varıyor.

Fatmacık, babasının yanında kalıyor. Kısa bir süre mahalle mektebine veriyorlar. Burada Kur’an öğreniyor. Ama öncelikli görevi, analığının peş peşe doğurduğu çocuklarının beşiklerini sallamak oluyor. Üvey anası bunu da Allah yarattı demeden etmediği zulmü bırakmıyor.

On beş yaşındayken Fatma’yı Kangal’da Mehmet Emin adında bir gençle evlendirmişler. Fatma hayatının baharında Mehmet Emin’den üç çocuk doğurmuş. Böylece yedi yıl geçmiş. Çileli geçen çocukluğunun acısını yeni unutmaya başladığı sırada, “Seferberlik” demişler ve kocasını askere götürmüşler. Gidiş o gidiş. Mehmet Emin cephelerin birinde şahadet şerbetini içmiş. Künyesi gelmiş. Fatma  Oflaz o günlerini şöyle anlatmış:

“Uzun süre döğündüm, dizden oldum. Ağladım, gözden oldum. Belki avunurum da unuturum diye, bir yıl sonra Hacı Yusuf ile evlendim.”

Gerçekten Fatma Oflaz’ın sol gözü görmez olmuş. Kimsesizlikten malını mülkünü de elinden almışlar. Aslında bırakın avunmayı evlenmeye mecbur olmuş. Mehmet Emin’den olan üç çocuğu salgınlara, yokluklara dayanamamış ölmüş. Hacı Yusuf’tan da yedi çocuk doğurmuş. Bunlardan yalnız biri sağ kalmış.

Derdimend, haksızlıklara eskiden beri baş kaldırmış. Örneğin, 1946 yılında karne ile gaz dağıtılırken, Kangal Belediye Başkanının kendisine az gaz vermesine içerlemiş ve şöyle demiş:

 

Seni şekva etsem şahlar şahına

Emin ol ki dinler ifademizi

Bağladım kendimi doğru Rahman’a,

Daim elden eder irademizi.

Mazluma zulumat bu kadar olmaz

Zalimin zulmü de yanına kalmaz

Aşikar söylesen halk bunu bilmez

Ancak bilen bilir münazamızı

Haberim yok desen ne demek olsun

Liste mevcudatı manaya gelsin

Âlâ edna herkes müsavi olsun

Milletvekilisin sor nizamızı

Gazın yoksuluyuz maaşın bayi

Hisseyâb harici olduk enayi

Dokuzar litredir âlemin şayi

Dört litre yazdın sen gazımızı.

Derdimend’im nice acayip gördüm

Lokmaya muhtacım onulmaz derdim

Atamdan yadigâr rençper ederdim

Terk etmeli emlak arazimizi.

 

Kangallı hanım âşıklarımızdan Derdimend seksen altı yaşındayken 9 Kasım 1980 de vefat etti. Kangal’da defnedildi.

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account