Dertli

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Aşık Dertli©

 

1772-1846. Bolu’nun Şahnalar köyünde doğdu. Asıl adı İbrahim’dir. Küçük yaşlarda babasını yitirince başka bir köydeki yakınlarının yanına gidip çobanlık yapmaya başladı. Yöresine gelen gezici aşıklardan etkilenerek bağlama çalmasını öğrendi. Gençlik yıllarında İstanbul’a sonra da Konya’ya giderek 3 yıl aşıklık geleneğinde çıraklık yaptı. Daha sonra Mısır’a gitti ve 10 yıl kaldı.

 

Köyüne döndükten sonra evlendi. Ancak gezginci yaşamından dolayı yaklaşık 1825 yılında yeniden İstanbul’a gitti. 1840 yılında geçirdiği bir bunalım sonucu intihar etmeye kalkıştı. Daha önce kullandığı Lutfi yerine Dertli mahlasını almasının bu olayla ilgili olduğu söylenir.

 

Çeşitli Orta Anadolu şehirlerinde dolaşan Aşık Dertli son yıllarını Ankara’ya giderek aşıkları korumasıyla tanınan Alişan Beyin yanında geçirdi.

 

Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Aşık Ömer ve Aşık Gevheri’den etkilenmiş olan Aşık Dertli’nin Ankara Koyunpazarı’ndaki mezarı, yol yapımı sırasında ortadan kalktı. Daha sonra Gerede yakınlarındaki Esentepe’de bir anıt mezar yapıldı.

 

Kesin olmamakla birlikte 1845 ya da 1846 yılında Ankara’da öldüğü kabul edilir. Bir anlatıya göre Alişan Beyi saçlarından öptükten sonra oradakilerle tek tek vedalaşıp bir hasıra uzanarak ölmüştür.

 

 

Eserler

 

Üç beş aşık biraraya gelmişler

Onlar birbirine meydan ederler

İkrarından dönmez kavli sadıklar

Hakikat sırrını pünhan ederler

 

Olaydın onların darına berdar

Cümlesine oldu aklım tarumar

On iki koyunum üç beş kuzum var

Gönül yaylasında cevlan ederler

 

Dertli bu dertlere düşenden beri

Kimi geri çeker kimi ileri

Çeksem irakibi girmez içeri

Hakikate kuru bühtan ederler

Perişan

 

Çıktım yücesine seyran eyledim

Yar ilen gezdiğim eller perişan

Firkat geldi dert eyledim ağladım

Bir ben değil cümle kullar perişan

 

Firkatin ucunda görünmez dağlar

Aldırdım yavruyu ah edip ağlar

Yıkılmış yapılmış virandır bağlar

Bülbül feryat eder güller perişan

 

Dertli kulum kendi çalar sazını

Kara topraklara sürer yüzünü

Kimse çekmez gayri onun nazını

Bozuktur perdeler teller perişan