logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

Seyyah oldum şu alemi gezerim

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    Kendi efkarımla okur yazarım

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

 

                      Kul Himmet Üstadım ummana daldım

                      Gidenler gelmedi bir haber alam

                      Abdal oldum çullar geydim bir zaman  

                      Bir dost bulamadım gün akşam oldu  

 

  Asıl adı İbrahim’dir. Divriği’nin Örenik köyünde doğdu. Yine aynı köyde öldü. Ölüm ve doğum tarihleri belli değildir. Tahminen bundan yüz sene evvel öldüğü söyleniyor. Doluyu Kul Himmet’ten içtiği için onu üstad tanımıştır.

 

Bütün cönk, mecmua ve neşriyatta şiirleri Kul Himmet’e mal edilmiştir. Meşhur Kul Himmetle Aşık İbrahim’i birbirinden ayıran en bariz fark yalınız “Üstadım” kelimesidir. Kul Himmet Üstadım mahlaslı şiirler Kul Himmet’in değil, bittabi İbrahim’indir. Asıl adının İbrahim olduğunu, hem ihtiyarlar hem de :

 

 

Aşık İbrahim de bir mana söyler

Ben gidersem ismim kalsın dillerde

 

Beytiyle kendisi söylemektedir.

Bu muhitin şairi olduğunu şiirlerinde sık sık geçen mahalli semtlerin adlarından da anlayabiliyoruz.

 

Bir gün ayin-i cem’de dede tarafından düşkün edilmiş. Her nereye gitti ise kimseden yüz bulamamış. Yedi sene serserice dolaştıktan sonra yegane çareyi yine aynı dedeye yalvarmakta bulmuş.

 

Şairimiz, mevzularını yalnız tarikatten değil, içtimai hayattan da almıştır. Bir kızın gelin olduğu evde dirlik edemeyip, kahrından ölmesi; yağmur yağmadığı zaman köylülerle beraber yağmur duasına çıkması ve bir kömür gözlünün derdi zaman zaman onun şiirlerinde yer almıştır. Bu şiirlere yalnız muhitimle değil, Türkiye’nin her tarafındaki Bektaşi mecmualarında rastlamak mümkündür.

 

Kul Himmet, Üstadım, belli başlı şairler arasında yer almağa layık kıymetlerdendir.

 

Divriği Şairleri-İbrahim Aslanoğlu

İstanbul 1961 

 

 

 

 

Seyyah Oldum Şu Alemi Gezerim

 

Seyyah oldum şu alemi gezerim

Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kendi efkarımla okur yazarım

Bir dost bulamadım gün akşam oldu

 

İki elim gitmez oldu yüzümden  

Ah ettikçe kan yaş gelir gözümden   

Kusurum gördüm kendi özümden   

Bir dost bulamadım gün akşam oldu  

 

Bozuk şu dünyanın düzeni bozuk  

Tükendi daneler kalmadı azık  

Yazıktır şu geçen ömüre yazık  

Bir dost bulamadım gün aksam oldu    

 

Gene kırcalandı dağların başı

Durmadan akıyor gözümün yaşı

Verdiği emeği alıyor kişi

Bir dost bulamadım gün akşam oldu

 

Kul Himmet Üstadım ummana daldım

Gidenler gelmedi bir haber alam

Abdal oldum çullar geydim bir zaman  

Bir dost bulamadım gün akşam oldu  

 

 

 

Gafil Kalma Şaşkın Bir Gün Ölürsün

 

Gafil kalma şaşkın bir gün ölürsün.

Dünya dolu malın olsa ne fayda.

Ettiğin işlere pişman olursun. 

Pişmancalık ele geçmez ne fayda.

 

Bir gün seni götürürler evinden. 

Hak-kın kelamını kesme dilinden.

Kurtulmazsın Azrail'in elinden.

Türlü türlü yolun olsa ne fayda.

 

Söylersin de sen sözünden şaşmazsın. 

Helalini haramından seçmezsin. 

Kesilir kısmetin suda içmezsin.

Akan çaylar senin olsa ne fayda.

 

Sen söylersin söz içinde sözüm var. 

Çalarsın çırparsın oğlun kızın var.

Hiç demezsin üç beş arşın bezim var. 

Bedestanlar senin olsa ne fayda.

 

Kul Himmet Üstadım çöksem otursam. 

Türlü varlığımı ele götürsem. 

Dünya benim diye zapta geçirsem. 

Bütün dünya senin olsa ne fayda.

 

 

 

 

 

Kul Himmet Üstadım Şiirleri 

 

 

"Elif" Allah adın okur yazarım

 

"Elif" Allah adın okur yazarım

Hocam bir ders verdi "be" deyu deyü

"Te" ile "Se" de kaldı nazarım

"Cim" cemalin gördüm "he" deyü deyü

 

"Hı" Hızır İlyas'ür ezel ezelden

Haberini aldım "Dal" ile'"Zal"den

"Rı" bize yol vermiş Kalûbelâdan

Giderim yoluna "Ze" deyü deyü

 

"Sin" de sualini vermeye geldim

"Şın" deyince anda eğlendim kaldım

"Sad" okudum "Dad" dan haberin aldım

"Ti" "Zı" "Ayın" "Gayın" "Pe" deyü deyü

 

"Ka" deyince Kafdağı'nı gezerdim

"Ke" deyince türlü ma'na yazardım

"Lam" da "Mim" de "Nun" da kaldı nazarım

Nic'oldu "Vav" ile "Hı" deyü deyü

 

Kul Himmet Üstadım böyle söylerim

Haddinden ziyade umman boylarım

Yirmi sekiz harfi tamam eylerim

Âhiri "Lâmelif' "Ye" deyü deyü...>> 

 

 

"Elif" Allah adın okur yazarım

 

"Elif" Allah adın okur yazarım

"B" bir nokta ile "T" yi ne güzel

Bektaşi Veli'de kaldı nazarım

Fatm'Ana'mn usul boyu ne güzel

 

Kâtipler oturmuş hüsnünü yazar

Kaldırmış nikabın değmeye nazar

Arafat dağında salınıp gezer

İsmail'in usul boyu ne güzel

 

Mağnp ile maşnkını bezeten

Zahir bâün hikmetini gözeten

Hasanla Hüseyin gelir gazadan

Muhammed Ali'nin soyu ne güzel

 

Zeynel Bakır Cafer yârlar yârenler

Zahir bâün hikmetine erenler

Ağdağ'ın başına döşenmiş erler

Abı revan gölün suyu ne güzel

 

Kâzım Musa Inza'nın dilinde

Hakk'in bir nişanı vardır kolunda

Kenan ile gezdim Mısır ilinde

Yusuf un yattığı kuyu ne güzel

 

Taki Naki Askeri'ye akarun

Mehdi gelir diye yola bakarım

On'ki imamların yasın çekerim

Matem günü aşur ayı ne güzel

 

Musa Rıza dür çıkarır dükkânda

Kaynıyor coşuyor gevheri kânda

Kul Himmet Üstadım sevgisi canda

Âhiri "Lâm elif iyi ne güzel...>> 

 

 

Âdemoğlu benim aslım sorarsan

 

Âdemoğlu benim aslım sorarsan

Niye gelmiş niye gitmişim ben de

Gel sana bir doğru haber vereyim

Arif isen dinle kulak ver bende

 

On iki imamdan edep öğrendim

Muhammed Ali'nin haklığın bildim

Tâ ezel ezelden bir ikrar verdim

Okuduğum ilim ilm-i Umran'da

 

Dört nesneden tertip oldum yuğruldum

Geldim şu cihanda tamam bulundum

Cercis'inen bile öldüm dirildim

Vefa ile yatar idim alkanda

 

Muhabbetim Hasan Hüseyn Dehman'a

Can gözüyle bakar idim mihmana

İmam Zeynel ile girdim zindana

Yetmiş yıldır yatar idim bir handa

 

Eyüb'a vefayla bir kazan kurdum

İmam Bakır ile zuhura geldim

Eba Müslim ile bir teber çaldım

Bir zaman da cenk eyledim zamanda

 

Mürşidin nefesi haktır hakladım

İmam Cafer ilmin aldım sakladım

Üçyüz yıl da geyik ile otladım

Bir zaman da gezer idim seyranda

 

Musa Kâzım ile kurşunu yuttum

Kâmil ıssı oldum kemale yettim

Kırk yıl da Yunusla ibadet ettim

Bahri ile yüzer idim ummanda

 

Rıza'nın nefesi haktır hakladım

Mecnun ile bile yollar bekledim

Muhammed terinden bir gül sakladım

Bülbül ile gezer idim gülşanda

 

Muhammed Taki'ye özüm yetirdim

Halil ile bile nâra oturdum

On'ki imamlara iman getürdüm

Vücudum kefenim biçtim ol demde

 

Ali Nakî'ye özüm yetürdüm

Öküz ile şu dünyayı götürdüm

Üçler beşler yedilere katıldım

Kırklar ile bile idim irfanda

 

Hasan Askerî'ye ruhumu kattım

Cesedim yuğurup tabutum çattım

Nuh ile gemiyi ummana kattım

Yelken oldum bile estim tufanda

 

Yusuf ile gidip kuyuya düştüm

Hak emretti Cebrail'e ulaştım

Yakup ile oda yandım tutuştum

Ağlar idim âh ü zar ile gamda

 

Kul Himmet Üstadım günahkâr idim

Rabb'in cemalinde münevver idim

Anadan doğunca kâmil pîr idim

Şimdi bana derler makânın kande...>> 

 

 

Âlem sele gitse sana nolacak

 

Âlem sele gitse sana nolacak

Dünyada ağlama gül Ali derler

Yitirmiştir hocan seni bulacak

Uğrun uğrun bize gel Ali derler

 

Kul olsam da ben hocama yarasam

Eyüb gibi derde derman arasam

Siyah zülfün gilâbudun tarasam

İnanmaz kâfirler kel Ali derler

 

Hak nazar eylemiş var sıfatında

Binmişsen inmeyin aşkın aünda

Hak muhabbet ile mürşit katında

Bize yanmış sönmüş kül Ali derler

 

Herkes bildiğince kuyu eşerse

Dalga gelir ters havalar eserse

Bir kul bir onulmaz derde düşerse

Gel derdime derman kıl Ali derler

 

Kul Himmet Üstadım doğar dolunur

Özü Mansur olan darda salınır

Yed'iklimi gezen nerde bulunur

Yine sende imiş bil Ali derler...>> 

 

 

Ali ismi dört kitapta okunur

 

Ali ismi dört kitapta okunur

Lâ ilahe illallahı yazılı

Vird edenler Ezazil'den sakınır

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Bektaşi Veli'nin ismi dildedir

Fatıma Ana'nm gözü yoldadır

Muhammed'in hub cemali güldedir

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Hasan bahçesinin gülü açıldı

Şah Hüseyin tazelendi seçildi

Huri kızlarına hülle biçildi

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Zeynel yarelendi akıyor kanı

Balar kazanında yıkandı donu

Elindedir İmam Cafer erkânı

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Musa Kâzım Iriza'nın destinde

Taki Naki Askeri'nin postunda

Cebrail'in kanadının üstünde

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Meyli muhabbeti saçı leyli var

Bunca âşıkların sende meyli var

Mehdi'nin boynunda bir hamaylı var

Lâ ilahe illallahı yazılı

 

Kul Himmet Üstadım dert ilâcına

Yüz sürelim Muhammed'in tacına

Fatm'Ana'nm saçbağınm ucuna

Lâ ilahe illallahı yazılı...>> 

 

 

Ali meydanına bir kurban geldi

 

Ali meydanına bir kurban geldi

İsmail'e inen koça benzettim

Anası meledi bağnmı deldi

İsmail'e inen koça benzettim

 

Kadir Mevlâ'm sürme çekmiş gözüne

Yüz sürelim tırnağına dizine

Koç dergâha gitti düşem izine

İsmail'e inen koça benzettim

 

Koçu tekbirledi kırkın birisi

Bir lokmadan kandı cümle gerisi

......................belimdedir varisi

İsmail'e inen koça benzettim

 

Kadir Mevlâ'm kabul etsin koçunu

Bağlayalım ayağının üçünü

Ali meydanıdır sorman suçunu

İsmail'e inen koça benzettim

 

Ufacık doğrayın koyun kazana

Mahrum can komayın çekin mizana

Kul olayım lügat kalem yazana

İsmail'e inen koça benzettim

 

İsmail'e inen koçun örneği

Yalan değil gözümüzün görneği

İdiris'e üsküf oldu tırnağı

İsmail'e inen koça benzettim

 

Kul Himmet Üstadım arzular canım

Koç ile birlikte akıyor kanım

Yâ İlâhi kabul olsun kurbanım

İsmail'e inen koça benzettim...>> 

 

 

Ali meydanına gelen kuzular

 

Ali meydanına gelen kuzular

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Yaram çoktur yüreğimde sızılar

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

Hacı Bektaş Veli düş geldi yine

Fatıma Ana'dan cuş geldi yine

İsmail koçuna eş geldi yine

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

Hak Muhammed Ali çaldı erkânı

Hasan Hüseyin'dir gevherin kânı

Ilgıt ılgıt akar kurbanın kanı

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

Zeynel Bakır Cafer bile geldiler

Gözyaşnı sile sile geldiler

İbrahim'in sürüsünden aldılar

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

Kâzım Musa Rıza ile geldiler

Takî Nakî Askerî'yi buldular

Doksan bin er lokmasından yediler

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

İsa gökten indi Mehdi biledir

Yaylımı sulağı arşı âlâdır

Arafat dağından koçu meledir

Hasan ile Hüseyin'in aşkına

 

Kul Himmet Üstadım gele her zaman

On'ki imamları bula her zaman

Kurbanınız kabul ola her zaman

Hasan ile Hüseyin'in aşkına...>> 

 

 

Ali'nin cemalin âşıklar gördü

 

Ali'nin cemalin âşıklar gördü

Anın için cila verdi cihana

On'ki âşık altı kapıdan geldi

Dolusunu sundu Fatıma Ana

 

Altı kapı Fatm'Ana'dan icattır

Ezelden âşıkın ervahı paktır

On'ki âlem doksan altı âyettir

Okuya okuya mal ettin cana

 

Bu nasıl buyruktur bin türlü hal var

Hak Muhammed Ali âleme server

MuhammedAli'nin yoluna dellal

On'ki âşık gönderdiler cihana

 

İmam Cafer'in buyruğu ser oldu

Ol demde on iki âşık var oldu

Muhammed Ali'ye yârıgâr geldi

Orada ayrıldı bin türlü ma'na

 

Bir kuş öter sesi gelir derinden

Herkesin çektiği kendi filinden

Kimse bilmez âşıkların halinden

Anınçün ağlarım ben yana yana

 

Kul Himmet Üstadım geride durma

Olura olmaza sırrını verme

Her yüze güleni dost olur sanma

Dost odur ki dostun oduna yana...>> 

 

 

Allah medet ya Muhammed ya Ali

 

Allah medet ya Muhammed ya Ali

Yusuf kuyusunda zindana düştüm

Gülbankı çekelden Bektaşi Veli

Yok mu gayretiniz dermana düştüm

 

Fatıma Ana'dan el etek tuttum

Şerver Muhammed'e göz gönül kattım

İmam Hasan ile çok metan sattım

Şah Hüseyin ile dükkâna düştüm

 

Zeynel'i sevdim de aşnaya yettim

Bâkır'ı sevdim de musahip tuttum

Cafer'i sevdim de göz gönül kattım

Naci deryasında ummana düştüm

 

Kâzım Musa Inza'ya eriştim

Tamam asker ile hayli sürüştüm

Kerbelâ çölünde cenge karıştım

Sinem yaralandı alkana düştüm

 

Taki Naki Şah Askeri nurumuz

Mehdi mağarada gizli sırrımız

Cebrail önümüzce rehberimiz

Kırkların ceminde erkâna düştüm

 

On'ki imam dergâhında umum var

Dünü günü sohbetim var demim var

Günahım yok ama neden gamım var

Ali gibi Şahı Mf rdan'a düştüm

 

Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı

Şirin lezzet verir muhabbet tuzu

Ali'nin alnında Zühre yıldızı

Meyli muhabbeti Selman'a düştüm...>> 

 

 

Altının kadrini sarrafı bilir

 

Altının kadrini sarrafı bilir

Açılmaz dükkânlar pazar mı ola

Salını salını sevdiğim gelir

İrakipler hile sezer mi ola

 

Seyreyledim yanağının alını

Ememedim leblerinin balını

Ayağına giymiş sırça nalını

Sevdiğim salınıp gezer mi ola

 

Yüce yüce yerlerine çıkınca

Ak ellere al kınalar yakınca

Sevdiğimin dal boyuna bakınca

Âşıkın bağrını ezer mi ola

 

Yüce yüce yaylaları yaylasam

Her güzelin bir ismini söylesem

Yalvarıp yakanp gönlüm eğlesem

Göğsünün bendini çözer mi ola

 

Kul Himmet Üstadım kendi halinde

Bir güzel sevmişim halkın dilinde

Kâtipler oturmuş kalem elinde

Sevdiğim ismini yazar mı ola...>> 

 

 

Âşık İbrahim de bir mâ'na söyler

 

Âşık İbrahim de bir mâ'na söyler

Ben gidersem ismim kala dillerde

Âşıklar derdinin dermanın söyler

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

İnil inil inilerim zar deyü

Gün perdeye indi vakit dar deyü

Önümüzde âşığımız var deyü

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

Ötesi yok imiş burc-ı fenanın

Yalan değil bu sözüme inanın

Kesildi kısmetim tükendi nanım

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

Neden ola bu âşıklar gülmedi

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı

Kadim değil giden geri gelmedi

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

Toplansın kavimler gelsin yârenler

Ölüm ile ayrılığı bilenler

Kadim imiş emaneti verenler

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

Mimar gelip tabutumu düzünce

Kaldırıp cenazem yerden üzünce

Kadir Allah fevt kalemim yazınca

Ben gidersem ismim kala dillerde

 

Kul Himmet Üstadım sevgi sır ola

O da iki değil hemen bir ola

Bir yâr bul ki mahşer günü yâr ola

Ben gidersem ismim kala dillerde...>> 

 

 

Atım eğerlendi kapıya geldi

 

Atım eğerlendi kapıya geldi

Anam bana yana yana ağlasın

Körpe kuzularım anasız kaldı

Anam bana yana yana ağlasın

 

Anam duyup figanıma gelmedi

Deli gönül hasretini bulmadı

Başımızın al valası solmadı

Anam bana yana yana ağlasın

 

Babam tellerimi bergüzar etsin

Anam kokulasın yüzüne sürsün

Kavimlerim hısımlarım hep duysun

Anam bana yana yana ağlasın

 

Anam beni görür m'ola düşünde

Hasiretim kaldı kalem kaşında

Baykuş öter mezarımın taşında

Anam bana yana yana ağlasın

 

Göremedim kardaşımı anamı

Bacım duysa ateşime yana mı

Ellerimden soldurmadım kınamı

Anam bana yana yana ağlasın

 

Benli Mercan* derler benim adıma

Anam yansın ateşime oduma

Gök Yalıncak derler pîr üstadıma

Anam bana yana yana ağlasın

 

Kul Himmet Üstadım çektirmiş göçün

Ak gerdana dökmüş ol siyah saçın

Dünyadan ahrete göçtüğüm için

Anam bana yana yana ağlasın...>> 

 

 

Ay mıdır gün müdür doğmuş aleme

 

Ay mıdır gün müdür doğmuş aleme

Yüzünde balkıyor nur Hacı Bektaş

Musa Peygamber durunca selama

Binbir kelâmını sor Hacı Bektaş

 

İdiris'te imiş gevherin kânı

Tuba ağacıymış onun mekânı

Lâ'l ü mercan bezetmişler dükkânı

Musa'nın döktüğü dür Hacı Bektaş

 

Dört kerpiç üstüne bir yapı vardır

İlmi hikmet ile ser yapı vardır

Kilidi açılmaz bir kapı vardır

Açıp bir kapısın gir Hacı Bektaş

 

Mikâil durdurmuş yağmuru yeli

Hızır zapteylemiş deryayı gölü

İsmi Âzam imiş kilidin dili

Kilidin dilini sor Hacı Bektaş

 

Muallak taşını tutmuş durursun

Hem zahirin hem bâtının görürsün

İsteyenin muradını verirsin

Bu benim muradım ver Hacı Bektaş

 

Fatma Ana imiş saranp solan

Menzile ermeyip geride kalan

Mü'minler göğsünde Beytullah olan

Halil'in yaptığı şar Hacı Bektaş

 

Halil'in yaptığı sara varalım

Hasan ile Hüseyin'i görelim

Zeynel'e Bakır'a yüzler sürelim

Cafer'e Sadık'a er Hacı Bektaş

 

Musa Kâzım bir de Şah Ali Rıza

Bir elinde dolu birinde meze

Kâfir imamlara eyledi ceza

Gen dünya başına dar Hacı Bektaş

 

Taki Naki gülistanda seslenir

Şah Askeri kafeslerde beslenir

Nice canlar eşiğine yaslanır

Açmayalım gizli sır Hacı Bektaş

 

Haber aldım Serçeşme'nin gözünden

Mehdi Dede'm gelecektir tezinden

Her şehit var Kerbelâ'nın düzünden

İmamlara yüzler sür Hacı Bektaş

 

Kul Himmet Üstadım Pir Sultan nazlı

Yıldız'dır yaylası köyü Banazlı

Bir pınar akıyor oniki gözlü

Suyu abı zemzem der Hacı Bektaş...>> 

 

 

Başına gelmişe bir yol danışam

 

Başına gelmişe bir yol danışam

Böyle ayrılığı gören var m'ola

Bir dertli bulam da derdim bölüşem

Böyle ayrılığı gören var m'ola

 

Âşıklar kalemi böyle yazıldı

Ciğerciğim bölük bölük ezildi

Sinem şerha şerha oldu üzüldü

Böyle ayrılığı gören var m'ola

 

Âşıklar bağrımı yaralı kodu

İrakip her yerde hasmınım dedi

Ferhat'ı Şirin'den ayıran cadı

Böyle ayrılığı gören var m'ola

 

Hak Muhammed Ali bilir halimden

Bülbül vaz mı gelir gonca gülünden

Ayrılığa zor demişler ölümden

Böyle ayrılığı gören var m'ola

 

Kul Himmet Üstadım haller nic'oldu

Âh ettim irakip belâsın buldu

Sevdiğim dağların ardında kaldı

Böyle ayrılığı gören var m'ola...>> 

 

 

Ben bir güzel sevdim ismi Halil'dir

 

Ben bir güzel sevdim ismi Halil'dir

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

Cebrail'in elindeki delildir

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

 

Koca Neşter Tekkesinin çitili

Hak nasip eylemiş açılmış gülü

Âşıklardır gülistanın bülbülü

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

 

Deryalardan gemi ile geçilir

İdiris'le hülle donu biçilir

Zemheride taze gülü açılır

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

 

Gelmiş oturmuşlar kırklar yediler

Kırkımız da bir kişiyiz dediler

Gâhi Hak mülküne nişan kodular

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

 

Kul Himmet Üstadım sefil gedayım

Kahırlar görmede gamlar yudayım

Yaşımız uzun olsun binamız kaim

Koca Neşter Tekkesinden gül geldi...>> 

 

 

Ben de şu dünyaya geldim geleli

 

Ben de şu dünyaya geldim geleli

Çarhı felek önümüzce dönüyor

Ecel şerbetini içip kanalı

Aldatıp da yüzümüze gülüyor

 

Acep felek kıyar m'ola bizlere

Sarar m'ola üç beş arşın bezlere

Âlemi seyreden ala gözlere

Kör olası kara toprak doluyor

 

Malım var deyip de mala güvenme

Malına güvenip odlara yanma

Yâr ile bir sine girerim sanma

Nicesinin nazlı yâri kalmıyor

 

Şu dünya dediğin üç beş gecedir

Mü'min olanların tahtı yücedir

Feleğin malı bir ağır suçadır

Lâzım olanları alıp gidiyor

 

Kul Himmet Üstadım dedi de gitti

Âhiret azığın dünyada tuttu

Nöbeti gelenler koydu üğüttü

Hayra dolanıp da şerre geliyor...>> 

 

 

Benim günahım çok senin katında

 

Benim günahım çok senin katında

Allah bir Muhammed Ali el'aman

Sen kerem-kânısın zahir bâtında

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Fatıma Hatice Zehra da bile

Bir dilek dilersen Hasan'dan dile

Şah Hüseyin ile girdik bu yola

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Zeynel Bakır Cafer üçü bir katar

Kâzım Musa Rıza gözümde tüter

Deryaya gark olan ummana batar

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Taki Naki Şah Askeri düşümüz

Yine arttı cünbüşümüz cûşumuz

Mehdi Dedem Hak Resul'dür başımız

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Derdimin dermanı Sultan Yalıncak

Bağlayıp da bir ikrara kalıncak

Şefaat umarım senden ölüncek

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Ciğerciğim kebap gibi çevrilir

Döne döne aşk oduna kavrulur

Gönlümün evinde harman savrulur

Allah bir Muhammed Ali el'aman

 

Kul Himmet Üstadım on iki katar

Oniki dükkânda metanın satar

Tutiler kumrular kafeste öter

Allah bir Muhammed Ali el'aman...>> 

 

 

Bin bir isim ile cihana gelen

 

Bin bir isim ile cihana gelen

Allah bir Muhammed Ali olmadı mı

Dan cec üstünde namaz kıldıran

Hünkâr Hacı Bektaş Veli olmadı mı

 

Miracın yoluna bir arslan koydu

Kün dedi dünyanın binasın kurdu

Ol zaman arefe kerremen öttü

Öyle olunca arifler ulu* olmadı mı

 

Yedi kişi irfan yolunu bekler

Muhammed arslanın sözünü haklar

Ay ile günleri koynunda saklar

Öyle olunca Fatma ulu olmadı mı

 

Yedi kişi kurdu irfan yolunu

Kim bağladı Cebrail'in kolunu

Gösterdi atası erlik gülünü

Hakikat ceminde sır olmadı mı

 

Kul Himmet Üstadım okur yazarım

Bir yeşil el geldi engûr ezerim

Ali Ali deyü ağlar gezerim

Kul Himmet Ali'ye yâr olmadı mı...>> 

 

 

Bir bezirgan geldi Hint'ten Yemen'den

 

Bir bezirgan geldi Hint'ten Yemen'den

Alırsan gevherin tazesi geldi

Ervahı ezelden hayli zamandan

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Bektaşi Veli'dir kulun imanı

Fatıma Ana'dır canların canı

Müşterisi varsa açam dükkânı

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Muhammed Ali'den tutmuş tayını

Hasan Hüseyin'den almış payını

Onlar içmiş abı zemzem suyunu

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Zeynel'i zindanda okuyup yazar

Bakırı Cafer'i katara düzer

Bir bezirgan gelmiş yükünü çözer

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Kâzım Musa Rıza der ki varalım

Taki Naki Askeri'yi görelim

Siz söylen de biz bahasın verelim

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Mehdi Dede'm der ki helâl kâr mıdır

On'ki imamlara doğru yol mudur

Her kulun da sermayesi var mıdır

Alırsan gevherin tazesi geldi

 

Kul Himmet Üstadım demem naşiye

Bir güneş doğa da âlem ısıya

Haber eylen gelsin pazar basıya

Alırsan gevherin tazesi geldi...>> 

 

 

Bir ihsan eylersen vaktinde eyle

 

Bir ihsan eylersen vaktinde eyle...>> 

 

 

Bir talip de kalkıp pîre varmazsa

 

Bir talip de kalkıp pîre varmazsa

Ali'nin yolundan bezmiş gibidir

Eksiğin el'alıp dara durmazsa

İblis ile yoldan azmış gibidir

 

İblise uyar da yoldan azarsa

Arifler ilmini okur yazarsa

Müride talibe kuşak çözerse

Seyyit Nesimî'yi üzmüş gibidir

 

Rehberin buyruğun haklamaz ise

Arayıp da kalbin yoklamaz ise

Pîrin eşiğini beklemez ise

Kend'eliyle kuyu kazmış gibidir

 

Geçitsiz ummanı varır boylarsa

Söyleme dediğin sim söylerse

Kapılarda gezip gıybet eylerse

Kızgın sac üstünde kızmış gibidir

 

Kul Himmet Üstadım öğüdün sunar

Ciğer kebap olmuş çevrilip yanar

Azrail de gelir göğsüne çunar

Bad eser harmanın tozmuş gibidir...>> 

 

 

Bu âleme doğdu muhabbet nuru

 

Bu âleme doğdu muhabbet nuru

Yeşildir kisveti kırmızı donu

Hak Muhammed Ali üçünden berü

Canım arzuladı göresim geldi

 

Hak Muhammed Ali miraç yolunda

Zülfikar belinde Düldül altında

Şahın bahçesinde gonca gülünde

Dosta bir deste gül sunasım geldi

 

Özge gülün dost elinde taliptir

Muhabbet elinde aşkın kalıptır

İnci mercan yakut içre döküptür

Gülşan bahçesine giresim geldi

 

Gülşan bahçesinde Güruhı Naci

Muhammed Mustafa urundu tacı

Elinde dolusu geldi bir bacı

Alıp o doluyu içesim geldi

 

Aldım o doluyu içtim mest oldum

Soyundum tarikat abında yundum

Kâmil mürşit ile pîrime geldim

İkrar verip daman tutasım geldi

 

İkrar verip daman tuttum getirdim

Kudret kandiline Hakk'a yetirdim

Şahın bahçesinde bir gül bitirdim

Bülbül olup güle konasım geldi

 

Bülbül oldum kondum aşkım açıldı

Muhammed Mustafa müşkül seçildi

Hazreti Ali'den kapı açıldı

Fatıma Ana'yı göresim geldi

 

Fatma Ana Hatice'nin yanında

Bir nur doğmuş Kibriya'nın kolunda

Bir dest nergiz Zöhre Ana'nın elinde

On iki imama sunasım geldi

 

On iki imamlar girdi düşüme

Düştüm bozatlı Hızır'ın peşine

Yeşil Hasan Hüseyin'in başına

İmam Zeynel ile sarasım geldi

 

İmam Zeynel ile sardım getirdim

İmam Bakır ile irfana oturdum

İmam Cafer ilmihalin getirdim

Okudum öğrendim bileşim geldi

 

Okudum öğrendim bildim baş ettim

Musa Kâzım ile irfana yettim

Tarikat evinde marifet tuttum

Hakikat evine giresim geldi

 

Hakikat evinde alâmet şahı

Dört kitap ilmini var orda oku

Rıza bahçesinde bir kemha doku

Hülle donu edip giyesim geldi

 

 

Hülle donu ettim giydim salındım

Muhammed Mustafa'da taçlar urundum

Seyyidi ekremle semle urundum

Kırklar makamına giresim geldi

 

Kırklar makamında Taki Naki'dir

Gelir geçer gam gönlümün dağıdır

Âhir derler bu dünyanın sonudur

Bin bir âyetini sorasım geldi

 

Bin bir âyet orada hem bir olur

Hasanü'l Askeri orda bulunur

Mehdi de onunla beraber gelir

Münkirlere kılıç çalasım geldi

 

Kul Himmet Üstadım okur yazarım

Ağda okumuşum ilim dizerim

Destur pîrim bu cihanı gezerim

Âhiri dünyadan göçesim geldi...>> 

 

 

Bugün bize Ali geldi 

 

Bugün bize Ali geldi

Elinde hem dolu geldi

Sözümüzün üzerine

Hacı Bektaş Veli geldi

 

Bugün bize hoca geldi

Gündüz değil gece geldi

Allah bir Muhammed Ali

Üçü bilece geldi

 

Bugün bize düş geldi

Safa geldi hoş geldi

Allah Muhammed Ali

Birbirine eş geldi

 

Bugün bize azı geldi

Alnımıza yazı geldi

İsmail Peygambere

Arştan bir kuzu geldi

 

Bugün ben bir sara vardım

Kadim ikrara vardım

Ali'm gazaya gitti

Mansur'um dara vardım

 

Mansur'um darda kaldı

Dilim ikrarda kaldı

Ali'm gazaya gitti

Ya Musa Tur'da kaldı

 

Tur dağı bir kıbledir

Canı cana bağlatır

Selman bir oğlan sever

O cümleden âlâdır

 

Oğlan derki lâm geldi

Alnıma kalem geldi

Ali'm gazaya gitti

Fatm'Ana'ya selâm geldi

 

Selâmı kimler getirdi

Gönlüme gamlar getirdi

Bu sinemde yaram çok

Yarama emler getirdi

 

Bu sinem yaralandı

Ağ gülüm karalandı

Hasan Hüseyn gelmedi

Ciğerim paralandı

 

Zeynel ile Bakır n'oldu

Açılan güllerim soldu

İmam Cafer gelmedi

Gözüm yollarda kaldı

 

Kâzım Musa'yı Rıza

Çektiler cevr ile ceza

Taki Naki Askeri

Oldular şîri Huda

 

On iki nesil geldi

İmam Mehdi Resul geldi

Kul Himmet Üstadım da

Kapıya bir sail geldi...>> 

 

 

Bugün dost ilinin yurduna vardım

 

Bugün dost ilinin yurduna vardım

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Nazlı sevdiğimin yurduna vardım

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

Arap atlarına dursun beyleri

Bize geldi garip bülbül ünleri

Çifte çifte konan sehil evleri

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

Sordum Mecnun musun dedi Leylâ'yım

Gitme dilber dedim sana söyleyim

Sevdiğim bir Leylâ seni neyleyim

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

Eğlen dilber eğlen ben de geleyim

Nazlı sevdiğimi kanda bulayım

Sehil evlerinden haber alayım

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

İl ulus yaylasına çıktı mı ola

Yaylanın çiçeği koktu mu ola

Çarhı felek gücün yetti mi ola

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

Aşkın arttı derdim oldu yiğitler

Dertli yiğit alan kullar iniler

Issız kalmış kulakları çınılar

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

 

Kul Himmet Üstadım gözetir yolu

Sevdiğim gelmezse nic'olur hali

Evveli Muhammed âhiri Ali

Bu yaylanın güzelleri gelmemiş...>> 

 

 

Bugün nazlı yârim âleme gelmiş

 

Bugün nazlı yârim âleme gelmiş

Varsın irakipler ne derse desin

Onulmaz yaralar mehleme gelmiş

Varsın irakipler ne derse desin

 

Kırmızı gül karışmıştır harman

Mansur da dâr oldu bir ikranınan

S anlak yatalım bir ikrannan

Varsın irakipler ne derse desin

 

Gönül aşk atına bindi yarıştı

Geze geze dostun iline düştü

Hasretliler de yüz yüze kavuştu

Varsın irakipler ne derse desin

 

Ben dostun kitabın okur yazanm

Şöyle bir yavruda kaldı nazarım

Ben dostumun düğmelerin çözerim

Varsın irakipler ne derse desin

 

Kul Himmet Üstadım ikrar tazele

Biz de meyil verdik ezel ezele

Meylim düştü Ali gibi güzele

Varsın irakipler ne derse desin...>> 

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account