logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

Osman Dağlı (Maksudi) 

 

 Osman Dağlı Kamil olan kalmaz naçar

Gam yeme gönül gam yeme

Kara gündür gelir geçer

Gam yeme gönül gam yeme

 

     Maksudi bade içerim

     İçer serinden geçerim

     Kırar demiri kaçarım

     Gam yeme gönül gam yeme 

 

 

     7 Mayıs 1936 tarihinde Afşin'in Hunu (şimdiki adı Arıtaş) köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Aynı zamanda medrese eğitimi de alarak dini öğretiler ve Kuran öğrendi. Şiir yazmaya da bu dönemlerde tasavvuf ağırlıklı konuları işleyerek başladı.

 

Köylerine gidip gelen çeşitli aşıkların yanında Aşık İhsani, Kul Hasan ve Davut Sulari'nin etkisi oldu. Sonraki yıllarda Mahzuni, Kul Hasan, İhsani, Nesimi Çimen gibi birçok aşıkla Türkiye'nin hemen her bölgesini dolaştı.

 

Ozan Maksudi mahlasının yanında, adını ya da soyadını da kullanan Dağlı, şiirlerinde toplumsal sorunlardan sevgiye her konuyu işledi. Şiirleriyle birçok aşığı etkileyen Dağlı'nın çeşitli eserleri başta Feyzullah Çınar ve Aşık Mahzuni olmak üzere değişik kişilerce bes-telendi.

 

1962 yılında açılan Ankara Halk Ozanları Derneğinin kurucuları arasında bulunan Osman Dağlı, 1971'de Almanya'ya yerleşerek yaşamını orada sürdürmeye başladı.

 

Çeşitli şenlik ve konferanslara katılan ve yaklaşık 2000 şiiri bulunan Osman Dağlı'nın eserleri birçok gazete, dergi ve araştırmada aktarıldı.

 

4 Ekim 2007 Perşembe günü aramızdan ayrıldı...

 

 

 

Geçme Ha Geçme

 

Sana nasihatim var eylen yolcu

Çürük köprülerden geçme ha geçme

Mertlere haramdır namerdin suyu

Ab-ı hayat olsa içme ha içme

 

Mürşit olmayınca müşkül çözülmez

Dibi görünmeyen gölde yüzülmez

Hakkın pazarında ayrı gezilmez

Bir seni bir beni seçme ha seçme

 

İnsan dükkan dükkan şehre misaldir

Keramet ehlinin keremi boldur

Senden sana gitmek bir uzun yoldur

Kendini bilmeden göçme ha göçme

 

Kul Osman Dağlı'ya birgün elveda

Verdiğini alır cenabı hüda

Hey yolcu ektiğin kalır dünyada

Mevsime ermeden biçme ha biçme

 

 

Benim

 

Dost benimle cidal etme

Senden eksik nerem benim

İnsanlığa dil uzatma

Gelişimci törem benim

 

Dört maddeyi ruha kardım

Erişilmez burca erdim

Hakkı aynel yakın gördüm

Aslı benim Kerem benim

 

Kutsal emek alın terim

Güzel sevmek kisb-i karım

Canlı kitap dizelerim

İncil Tevrat Kuran benim

 

Ekinim harman içinde

Katarım kervan içinde

Döner çark devran içinde

Gelir birgün sıram benim

 

Aşk ilinde seyyah oldum

Katre-i ummana saldım

Eliften dersimi aldım

Canlı kitap pirim benim

 

Osman Dağlı'm özüm bildim

İblisi yurdundan sürdüm

Meyhane de karar kıldım

Ki görünmez yaram benim

 

 

Aşk

 

Cehennemin bucağında gizlenir

Çıkar yücelerde seyran eder aşk

Yarası görünmez fakat sızlanır

Girdiği vücudu hayran eder aşk

 

Kula ruhsat verir padişah kılar

Şahı Mecnun eder çöllere salar

Aşkın bir zerresi bin dağı deler

Güneşe pas çeker duman eder aşk

 

Tanımaz korkuyu bilmez imanı

Sarı gazel yapar zümrüt çimeni

Parçalar sultanı yırtar fermanı

Tac ü devletini viran eder aşk

 

Aşk önünde ay ve güneş karalır

Aşk önüne hayat ile varılır

Dağlı'm aşk meyinden içen durulur

Bin daldan bin dala cevlan eder aşk

 

 

Bugün

 

Pirim ile sohbetteyim

Göz bağlarım söktü bugün

Erişilmez bir burçtayım

Ruhum tenden çıktı bugün

 

Pirim postun serdi yere

Huzur doldu gönüllere

Miracı indirdi yere

Yüzden perde kalktı bugün

 

Pir elinden bade içtim

Mestolup kendimden geçtim

Meyhanede gözüm açtım

Aşk çırağın yaktı bugün

 

Enelhak Mansur'un darı

Kıblemiz dostun didarı

Ruhumdaki tabuları

Birer birer yıktı bugün

 

Osman Dağlı'm sevdamız hak

Mutluluk pire kavuşmak

Yar koynunda kızıl şafak

Birdenbire söktü bugün

 

 

Gam Yeme Gönül

 

Kamil olan kalmaz naçar

Gam yeme gönül gam yeme

Kara gündür gelir geçer

Gam yeme gönül gam yeme

 

Elif misin hece misin

Gündüz müsün gece misin

Hüseyin'den yüce misin

Gam yeme gönül gam yeme

 

Derdinden döndüm deliye

Derdimi dökem veliye

Neler ettiler Ali'ye

Gam yeme gönül gam yeme

 

Maksudi bade içerim

İçer serinden geçerim

Kırar demiri kaçarım

Gam yeme gönül gam yeme

 

 

Erenler

 

Üryan püryan girdim aşk meydanına

Ateşten bir gömlek giydim erenler

Mansur u dar oldum hak meydanına

Serimi meydana koydum erenler

 

Dört kapı kırk makam ilmi cavidan

Bize bizden yakın hazreti süphan

Secdemiz ademe kıblemiz insan

Dost elinden içip aydım erenler

 

Miraç aynel yakın görebilmezsin

Güzel seven aşık haccı neylesin

Kabe gelsin bizi tavaf eylesin

İnsan-ı kamile uydum erenler

 

Seyit Nesimi'nin nefesin tuttum

Güzeller içinde kendim unuttum

Talip oldum mürşidimi okuttum

İnsana muhabbet duydum erenler

 

Bedrettin'in aşkı Mansur'un darı

Puthanede seçtim yari ağyarı

Dağlı'ya anlatmak için bunları

Otuz yıl postaki saydım erenler

 

 

Var

 

Sakın boş belleme küre-i arzı

Bahri gibi ummanlara dalan var

Bad-ı seher vakti edip niyazı

Mecnun gibi Leylasını bulan var

 

Elele el hakka semaya uçan

Kamil meclisinde bir dolu içen

Sırat Köprüsünü dünyada geçen

Zamanede kılı kırka bölen var

 

Madem ki bakidir ilmiyle akıl

Tarik-i rahmanda hakikati bul

Çalış şu dünyada sen de arif ol

Şeriatta caiz olan yalan var

 

Miraç aynel yakın cahile perde

Kabe gönüldeyse Tanrı her yerde

Nice esrar gizli pervanelerde

Miraçtan öteye gidip gelen var

 

Osman Dağlı'm dünya kutbun bilelim

Çalışıp esrara vakıf olalım

O serverdigara selam salalım

Medine'yi eşiğinde bilen var Fadime

 

Geldim bir kelam sormaya

İnsaf eyle dön Fadime

Seni kötüde görmeye

Dayanır mı can Fadime

 

Öleydin buna varmadan

Yörebe gönül vermeden

Hergün koynuna girmeden

Düş ataşe yan Fadime

 

Çalı olur biten gülü

Giyilmez yeşili alı

Tükenmez cefanın sonu

Aşk atına bin Fadime

 

Kötüye gönül katmadan

Koynuna girip yatmadan

Hergün muhabbet etmeden

Sıkılmaz mı can Fadime

 

Seni bir kötü sarıyor

Herkes lafını veriyor

Dağlı'm bir şahan arıyor

Gel koluma kon Fadime

 

 

Seher Yeli

 

Sabahta seherde boşa yorulma

Koca Binboğa'ya dön seher yeli

Varıp orda güzellere darılma

Belin yurtlarına kon seher yeli

 

Belin pınarları akıyor taştan

Gönül vaz gelir mi gerdandan döşten

Bir seferin olsun şol kara taştan

Karcağız eline in seher yeli

 

Cinoluk yurdunun içmeli suyun

Gölel evci yurdu akıyor çayın

Gene beni yaktı kemer boz koyun

Sen de benim gibi yan seher yeli

 

Gönül arzusunu dağla tartıyor

Subatan yaylasın sümbül örtüyor

Söylesem Kaman'ı derdim artıyor

Aşıyor başından gün seher yeli

 

Osman Dağlı'm yeter düzenle teli

Her dağı aşıyor yaylanın yolu

Ebelikli düzü büsbütün halı

Her tarafın gezdim ben seher yeli

 

 

Sinsice

 

Zaman denen sonsuz ırmak

Akar sinsice sinsice

Sarar ömrüm yumak yumak

Büker sinsice sinsice

 

Sakın aldanma zamana

Habersiz saldırır sana

Kıvılcım atar ormana

Yakar sinsice sinsice

 

Habersizce kurar pusun

Böler kralın uykusun

Sanki bir gecekondusun

Yıkar sinsice sinsice

 

Ne aman dinler ne acır

Belleğine vurur zincir

Birgün ocağına incir

Diker sinsice sinsice

 

Ahir ömrün bir an eyler

Mamurları viran eyler

Bir katreyi umman eyler

Akar sinsice sinsice

 

Osman Dağlı'm ömrüm çağı

Ferhat olur deler dağı

Sarartır yeşil yaprağı

Döker sinsice sinsice

 

 

Kaybettim Edeli

 

Gözüm yaşı sele döndü

Sizi kaybettim edeli

Gözlerimin feri söndü

Gizi kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

O gün bugün gülemedim

Dünyadan zevk alamadım

Dost aradım bulamadım

İzi kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

Gözlerinde nem var idi

Farıdı gönlüm farıdı

Göz pınarlarım kurudu

Özü kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

Aylar geçti yıl içinde

Kaldım türlü hal içinde

Yandı cismim kül içinde

Közü kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

Vuslat sarpta yollar yokuş

Kahrı da hoş lütfü de hoş

Sakiler yok kadehler boş

Sazı kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

Osman Dağlı'm talan oldum

Dolular boşa doldum

Dost aradım düşman buldum

Gözü kaybettim edeli

Sen bu ellerden gideli

 

 

Ne Hacet

 

Davut Sulari'ye

 

Üstat ne sorarsın alemin fendin

Arifsen bahara yaza ne hacet

Nerde olsa hüner gösterir kendin

Gönül incitecek söze ne hacet

 

Bir gönül gafletten ayılır ise

Şöhreti aleme yayılır ise

Aşık maşukunca sevilir ise

Karşıdan karşıya poza ne hacet

 

Bülbül gibi aşık oldum güllere

Onun için düştüm gurbet ellere

Muhabbet ehlin bul dokun tellere

Keramet dildedir saza ne hacet

 

Arif olan hercaiye darılmaz

Coşkun seller akmayınca durulmaz

Özür dileyene tokat vurulmaz

Aşk ehline gezden göze ne hacet

 

Dağlı'yı hor görme er meydanında

Kılıcımız gizli sevda kınında

Kem söz söylemeyiz dostun yanında

Hak birdeyse size bize ne hacet

 

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account