logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

Ozan Yusuf Polatoğlu 

 

 Ozan Yusuf Polatoğlu Bir yol düşün benim gönlüm

Ecel için çare mi var

Yıl üstüne yıl yaşasan

Tükenmeyen süre mi var

 

       Polatoğlu bükülüyor

       Yaprak daldan dökülüyor

       Başa gelen çekiliyor

       Çekilmedik yara mı var

 

 

     1956 yılında Oltu'da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. Küçük yaşlardan beri öğrenmeye başladığı aşıklık geleneği, yörenin birçok aşığının da etkisiyle şiir yazmaya, türkü söylemeye dönüştü.

 

1972'de gittiği Almanya'da, Maden Meslek Okulu bünyesinde eğitim gördü.

 

Ozan Polatoğlu, şiirlerinde sevgi, özlem, gurbet ve tasavvuf gibi çok çeşitli konuları işlememektedir. Son dönemde, birçok konunun yanında, Türkiye'den Almanya ve öteki Avrupa ülkelerine göçün öyküsü niteliğindeki şiirlere ağırlık vermektedir.

 

Özellikle Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde konserler veren Polatoğlu, Türkiye'deki birçok yarışmada birincilikler de olmak üzere değişik ödüller aldı. 

 

Bugüne dek 11 kaset hazırlayan Ozan Polatoğlu'nun, değişik konulardaki yazı ve şiirleri, incelemeleri çeşitli gazete, dergi ve araştırmalarda aktarıldı.

 

Konserlerinin yanında, halk şiiri ve müziği üzerine çeşitli seminerlere de katılan Polatoğlu, şiirlerinin bir bölümünü, "Düşmeyen Bayrak" (1978), "Gönlümü Dinlerken" (1988) ve "Göç Göç Oldu" (1996), "Burası Feşmekistan" (2000) ve "Söz İkliminde" (2000) adlı kitaplarda topladı.

 

Ayrıca yayına hazırlanmış kitap çalışmaları bulunmaktadır.

 

 

 

 

Bu Sıra

 

Rüzgara kapıldı dalım budağım

Sandal da su tutar oldu bu sıra

Sudan tat almıyor dilim dudağım

Sabır taşı yutar oldum bu sıra

 

Ölçüye vurmak zor emeği teri

Her sözü demek zor gelse de yeri

Diken batardı ya eskiden beri

Güller bile batar oldu bu sıra

 

Polatoğlu bir devrandır dönüyor

Sevmeyenler sevenleri kınıyor

Gönül vefa diye diye yanıyor

Çok alıngan beter oldu bu sıra

 

 

Çare mi Var

 

Bir yol düşün benim gönlüm

Ecel için çare mi var

Yıl üstüne yıl yaşasan

Tükenmeyen süre mi var

 

Bir sabaha bir akşama

Bir gamdan öteki gama

Şad olmak istersin amma

Elalemden sıra mı var

 

Can canandan bölünmüyor

Yollar uzak gelinmiyor

Dikensiz gül bulunmuyor

Değişmez bir töre mi var

 

Polatoğlu bükülüyor

Yaprak daldan dökülüyor

Başa gelen çekiliyor

Çekilmedik yara mı var

 

 

Gelir

 

Dalgın dalgın bakar durur gözlerim

Bir ses duysam sanırım ki yar gelir

Bilmem neyi arar neyi özlerim

Su içinde suya yanmak zor gelir

 

Bahar gelir geçer bir tek gül vermez

El uzatsan umdukların el vermez

Yürü desen zalim felek yol vermez

Geri dursan yiğitliğe ar gelir

 

Polatoğlu bir arzu var içimde

Tarif olmaz izah olmaz biçimde

Bazen kaybolurum zerre içinde

Bazen dünya tek başıma dar gelir

 

 

Gidiyor

 

Kendine gel deli gönül kendine

Zamane başını almış gidiyor

Akıl ermez bu feleğin işine

Evvel ahir böyle gelmiş gidiyor

 

Aynalar gülerken insana önce

Sonra alay eder inceden ince

Bugün açılırken yeni bir gonca

Dün açılan çiçek solmuş gidiyor

 

Gurbeti tarife yetmiyor sözler

Gönül bu illa da yurdunu özler

Oltu ırmağını arayan gözler

Ren'in sularına dalmış gidiyor

 

Birgün tesellide birgün mihnette

Her nimetin külfeti var elbette

On beşimde geldiğim bu gurbette

İşte yirmi sene dolmuş gidiyor

 

Yaraları saklı iken derinde

Tebessüm eylerdi yerli yerinde

Yağmurlu rüzgarlı günün birinde

Derler Polatoğlu ölmüş gidiyor

 

 

Saklıyorum Aşkımı

 

Elbet bir Leyla'ya Mecnun'um amma

Çölden bile saklıyorum aşkımı

Yıktım feryadımı suskunluğuma

Dilden bile saklıyorum aşkımı

 

Bahçesinde kuruduğum bilmiyor

Ateşinde eridiğim bilmiyor

Gayesiyle yürüdüğüm bilmiyor

Yoldan bile saklıyorum aşkımı

 

Uyandıkça artan uykularım var

Benliğimi aşan duygularım var

Kerem derler deyu kaygularım var

Külden bile saklıyorum aşkımı

 

Gözümün yaşını kimse görmesin

N'olur sır dünyama kimse ermesin

Halimi canana haber vermesin

Yelden bile saklıyorum aşkımı

 

Figanım aleme yayılır diye

Derdim şikayetten sayılır diye

Dikenden çektiğim duyulur diye

Gülden bile saklıyorum aşkımı

 

Polatoğlu bir söz diyemiyorum

Yandığım aleve doyamıyorum

Saz beni ben sazı oyalıyorum

Telden bile saklıyorum aşkımı

 

 

Güzel

 

Nedir bu gizli hal nedir bu esrar

Hayalin aklımdan çıkmıyor güzel

Gözlerinin beni yaktığı kadar

Alevler közleri yakmıyor güzel

 

Sana bağlanalı kaldım avare

Vuslatsız hasrete var mıdır çare

Gönlüm gül yüzüne baktı bir kere

Daha başkasına bakmıyor güzel

 

Bir ilk tebessümdü bir son gülüştü

Bir solgun hatıra albüme düştü

Ağlamak sızlamak kalbime düştü

Gayri gözümden yaş akmıyor güzel Sevdiğim

 

Şafaklar atsa da doğsa da güneş

Bahtın yolu açılmıyor sevdiğim

Beklemek de ateş vuslat da ateş

Bu yanıştan kaçılmıyor sevdiğim

 

Her deminde gönül seni soruyor

Çilenin üstüne hayal kuruyor

Duygu yürüyünce fikir duruyor

Kara aktan seçilmiyor sevdiğim

 

Arzu tazelenir rüzgar esende

Esiyor bir rüzgar beklemesen de

Öyle bir sevda ki geçtim desen de

Geçilmiyor geçilmiyor sevdiğim

 

 

Geliyorum

 

Umut ettim girdim yola

Sana doğru geliyorum

Sevgin ile dola dola

Sana doğru geliyorum

 

Dünleri bıraktım dünde

Yeniden oldum bugünde

Aradığım hayat sende

Sana doğru geliyorum

 

Ne söylersen söyle beni

Yıllar etti böyle beni

Böyle kabul eyle beni

Sana doğru geliyorum

 

Polatoğlu vuslat bekler

Açalı gerçek çiçekler

Tükendi tozpembe renkler

Sana doğru geliyorum

 

 

Kardaş

 

Dünya dünya diye tanıtılır da

Dünyalık ameller işlenir kardaş

Varoluş gayesi unutulur da

Ne acayip şeyler düşlenir kardaş

 

Kuvvetlinin devran sürdüğü yerde

Haklının mahzunca durduğu yerde

İnkarın itibar gördüğü yerde

Elbette ki iman taşlanır kardaş

 

Baharlar bağ bostan bitire dursun

Çiçek açıp meyva yitire dursun

Her bayram bir sevinç getire dursun

İnsan günden güne yaşlanır kardaş

 

Ölçü ne sevinçte ne de tasada

İbret var yaşanan bunca kıssada

Akıllar helalden yana olsa da

Nefisler haramdan hoşlanır kardaş

 

Ne fayda yoldaştan sırdaştan yardan

Polatoğlu mümin gitmeli burdan

Hayatın ölümle bittiği yerden

Sonsuz bin aleme başlanır kardaş

 

 

Gurbetin

 

Akşam oldu gün dağlardan çekildi

Değişti çehresi yüzü gurbetin

Hayallerim birer birer döküldü

Yalanmış ikrarı sözü gurbetin

 

Hasret canan oldu vuslat can oldu

Duygu duygu eridiğim an oldu

Yürek yufkalaştı alıngan oldu

Gayrı çekilmiyor nazı gurbetin

 

Polatoğlu rahat huzur koymadı

Feryadıma aldırmadı duymadı

Civan gençliğimi yedi doymadı

Bilmem canımda mı gözü gurbetin

 

 

Gelir

 

Dalgın dalgın bakar durur gözlerim

Bir ses duysam sanırım ki yar gelir

Bilmem neyi arar neyi özlerim

Su içinde suya yanmak zor gelir

 

Bahar gelir geçer bir tek gül vermez

El uzatsan umdukların el vermez

Yürü desen zalim felek yol vermez

Geri dursan yiğitliğe ar gelir

 

Polatoğlu bir arzu var içimde

Tarif olmaz izah olmaz biçimde

Bazen kaybolurum zerre içinde

Bazen dünya tek başıma dar gelir

 

 

Güzel Dost

 

Işık ışık bütün gece boyunca

Seni gördüm seni gördüm güzel dost

Gördüm amma göremedim doyunca

Yine seni sana verdim güzel dost

 

Gönül düştü düşte neler düşlüyor

Hüzünlerim içten içe işliyor

Sızılarım benden sonra başlıyor

Ben değilim benim derdim güzel dost

 

Özümün farkına varıyor oldum

Alevi alevle sarıyor oldum

Yandıkça yanmayı arıyor oldum

Sevda iklimine girdim güzel dost

 

Gönül duygusuyla oluyor kail

Sabır da artıyor arttıkça meyil

Sevginin esrarı vuslatta değil

Nihayet bu sırra erdim güzel dost

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account