logom.png

A        B        C        D        E        F        H        K        L        M        N        O        P        R        S        T        U        V        Y        Z

Şah Hatayi (Şah İsmail) (1487- 1524)

 

   Kırklar Meydanına Vardım 

   Gel Beri Ey Can Dediler 

   İzzet İle Selam Verdiler 

   Gel İşte Meydan Dediler

 

 

Şah Hatayi'm Nedir Halin

Hakk'a Şükr Et Kaldır Elin 

Gıybetten Kese Gör Dilin 

Her Kula Yeksan Dediler

   

İran'da Safevi soyundan gelen bir Türk. Erdebil'de doğdu. Ana tarafından Uzun Hasan'ın torunu Bilki Aka'nın oğludur. Babası Haydar'ın ölümünden (1488) sonra dayısı tarafından iki kardeşiyle birlikte düşmanlarından kaçırılarak Şiraz'a gönderildi. Şiraz valisinin, üç kardeşi bir süre hapsettiği söylenir. Akkoyunlu hükümdarı Sultan Yakup'un ölümü üzerine oğlu Rüstem saltanat mücadelesinde onlardan yararlanmak amacıyla üç kardeşi hapisten kurtarır, Şah İsmail'in ağabeyi Sultan Ali, katıldığı iki savaşı da kazanarak Tebriz'e döndüğünde parlak bir törenle karşılanır. Ama üç kardeşin halk üzerinde manevi etkisi, Sultan Ali'nin kazandığı zaferler Rüstem Bey'i korkutur, onları ortadan kaldırmanın yollarını ararken durumu sezen Sultan Ali kardeşleriyle birlikte Erdebil'e kaçar. Sultan Ali yolda kendilerini izleyen Rüstem Bey'in askerleri tarafından öldürülür. Ama iki kardeşini yedi müridiyle Erdebil'e göndermeyi başarır. Şah İsmail ve kardeşi İbrahim burada müritlerince korunur. Sürekli izlendikleri için bir süre sonra Bağru dağına, oradan da Gilan, Gaskar, Reşt ve Lahican'a kaçırılırlar. Lahican'da Kar Kaya'nın evinde saklanan Şah İsmail ilk öğrenimini özel bir öğretmenden gördü. Babasının müritleri dört bir yandan onu görmeye geliyorlardı. Yakalanamadığını gören Rüstem Bey, Lacihan üzerine yürümeye hazırlanırken öldürülünce (1497), Şah İsmail harekete geçer. Müritlerini toplayıp Hazer kıyılarındaki Aravan'a (1500), oradan Erdebil'e gelir. Kendisine katılan Türk oymaklarıyla birlikte yeterince kuvvet topladığını görünce ilk olarak babasının ve Şiilere yapılan eziyetlerin öcünü alma yolunu tutar. Tebriz'e gelip taç giydiğinde (1502), babasının öcünü almış, Baku'yü zaptetmiş, Nehcivan'da Elvend Bey'i yenmiştir. Şah İsmail'in bundan sonraki yaşamı Şiiliği yaymak, Safevi devletinin sınırlarını genişletmek için yaptığı savaşlarda geçer. Devletin sınırları genişleyip Şiilik Anadolu'ya doğru hızla yayılınca Osmanlı'larla çatışır. Sonunda Çaldıran'da Yavuz'a yenilir (1514) ve kaçar. Bu yenilgiden sonra Tebriz'e döndüyse de eski gücünü yitirdiği gibi uğradığı ruhsal çöküntüyle de kendisini şaraba verir. Oğlu Tahmasb'ı yerine atabey olarak bırakır, her yılını ayrı bir kentte geçirerek yaşamını tamamlar. Azerbaycan'da iken ölür. Cenazesi Erdebil'e götürülür.

 

Şah İsmail, Hatayi mahlasıyla şiirler yazdı. Sanatçı kişiliği çok zor koşullar altında geçen çocukluğu sırasında oluştu. Aruz ve heceyle yazdığı şiirler Azerbaycan edebiyatının Nesimi ve Fuzuli arasındaki döneminin en güçlü temsilcisi olduğunu kanıtlar. Özellikle heceyle yazdığı şiirler Anadolu'da gelişen tekke edebiyatını büyük ölçüde etkiler. Alevi -Bektaşi edebiyatının en güzel örneklerini sunar. Sadettin Nüzhet, şiirlerini dörde ayırıyor:

a) Tasavvufi düşüncelerini içerenler, 

b) Aleviliği dile getirenler, 

c) Hurufiliğin ilkelerini yansıtanlar, 

d) Aşıkane olanlar. 

Aruzla yazdığı şiirlerinin ise daha çok tasavvufi olduğu görülür. Bu şiirlerinde kullandığı dil klasik şiirin dilidir.

 

Hece ölçüsüyle koşma ve semai biçiminde yazdığı nefesler ise Yunus'un izlerini taşır. Ama Hatayi'nin kendine özgü şiir yolu oluşturduğu da belirtilmelidir. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerini kapsayan Divan'ı basıldı (Sadettin Nüzhet Ergun, Hatayi divanı, 1956; bütün nüshaları karşılaştırılarak yapılan basımı için bkz. Aziz Aka Mehmedof, Şah İsmail Hatayi Eserleri 1, Bakü 1966). Ayrıca Dehname adlı Ali'yi öven bir mesnevisi (Baku 1946) ile yine mesnevi biçiminde yazılmış bir Nasihatnamesi vardır. Değerli araştırmacı Nejat Birdoğan Alevilerin Hükümdarı Şah İsmail Hatayi adlı yapıtında bu büyük ozanın yaşam öyküsünü, Osmanlı ve Safevi yanlarından topladığı şiirlerini daha geniş ve gerçekçi biçimde vermiştir.

 

 

 

KİŞİLİĞİ

Yaşamına can korkusu ile başladı. Daha altı yaşında iken dedesinin müritlerince kaçırılmasaydı öldürülecekti. Gilyan'da altı yıl gizlilik içinde yaşadı. On iki yaşında Ercuvan'da Taliş Mehmed Bey'in elinden zor kurtuldu. Bu yaşında yandaşlarına kalelerin nasıl alınacağını öğretiyordu. Ele geçmeden yandaş toplayabilmek için binlerce kilometre yol yapıyor, ayrı ayrı iklimlere, huyunu suyunu bilmediği topluluklar arasına giriyor, karşılaştığı herkesi inandırıp yanına alıyordu. Anadolu'dan binlerce, on binlerce kişi yalınayak bu genç adam için yollara düşüyordu. Bu yollara düşmede eski Türk inancının etkisi ve inancı olduğu kadar çocuk Şah'ın kişiliği de etkin rol oynuyordu. Osmanlı'da aradığını bulamayan Anadolu halkı, özellikle Erzincan, Sivas, Karaman Türkmenleri Şah'a doğru yola çıktılar. Bu gidiş yıllarca sürünce Yavuz'a verilen bir dilekçede "İşte bir zaman geldi ki Rum ülkesinin halkının çoğu Erdebil olup kafir oldu." denilecektir.

 

Hoca Sadeddin, bu göçü ''Ol taifenin kalanı dahi terk-i diyar etmek istediler. Ölüsü, dirisine yüklenip cümlesi çıkup gitmek istediler.'' diye anlatır. Kuşkusuz bu gidişi, Anadolu'da kimsesiz kalan Türk'ün orada önem ve güven kazanma isteğine bağlayanlar da vardır. ''Ömründe ve diyarında kendüye adem dinmeyen bikarlar tuman (tümen) beyleri olup hadden ziyade itibar buldular. İşiten çıktı gitti. Yerinden ayrılup yurdunu terk idüp çiftin çubuğun dağıttı.'' Osmanlı ve Dulkadrlı önlemleri bu yürüyüşü durduramıyordu. Hac yerine Erdebil ziyaretini yeğleyenler, ''Biz diriye varırız, ölüye değil." diyorlardı. Bu bilgiyi Aşık Paşazade, bir söylenti olarak aktarıyor.

 

Kuşkusuz bu oluk oluk akışın sonunda karşılaşılan kişi öyle sıradan biri değildir. Bir kez, kesinlikle çok iyi bir eğitim ve öğrenim görmüştür. Bu eğitim kavramında daha on iki yaşında iken değme babayiğitlerin katlanamayacağı bir gövde dayanıklılığı bulunmak tadır. Bu yaşta en kanlı boğuşmaların içine girip çıkmıştır. İyi bir dövüşçü ve avcıdır. 1500 yılında Tercan-Sarıkayasında bir mağarada yaşayan ve insanlara saldıran bir ayıyı okla vurup öldürecek kadar bilekli ve yüreklidir. O kış Erdebil yöresinde kuşların donup düştüğü havalarda adamlarına kardan kale yaptırıp kuşatıyor ve onları oyalıyordu. 

 

 

SANATI

Şirvanlı Melikü'ş Şüera Habibi'nin öncülük ettiği Türkçe edebiyatın bir çok uğraşanları devletçe korunma altına alınmıştır. Şah İsmail'in kendisinin hece ve aruz ozanı olması ününü artırmış, bilime saygısı da duyulunca kimi bilginler Erdebil'e gelmiş, kimisini de kendisi getirtmiştir. O dönem kaynaklarında Şah İsmail'i sıradan bir hükümdar olmaktan çok, eski Hurremi'liğin, Babeki'liğin sürücüsü ve Turan düşüncesinin yeni temsilcisi olarak düşünmek mümkün. Bunun için Yavuz Selim, Şah İsmail'e "Afrasiyab -1 Ahd" diyecektir. İsmail'e olan sevgi ve sığınma yürüyüşlerine böylece sanat adamları da katıldı. Sultan Hüseyin Baykara'nın (rn. 1447 -1505) oğullarına hile ile ağır yenilgiler vuran Özbek hanı Şeybani'yi 1510'da ortadan kaldıran İsmail'e bu tarihte ilk sığınmalar oluyor. İsmail, bu sanatçıları saygı ile karşılayıp seçkin görevlere atıyor. Bu sanatçıların başında Kemaleddin Behzad (1455 -1535) vardır. 

 

Bu dönemin tarihçilerinden Hvodemir'in anlattığına göre "Üstad Behzad, dönemin en olgun nakkaşlarının ustasıdır. Bir süre, doğruluk örneği Emirin (Hüseyin Baykara'nın) yanında eşsiz işlerle uğraşırken şimdi yüce mertebeli Sahib Kıranın (Şah İsmail'in) yanındadır." Hvodemir, bu kitabını H. 904'te (rn. 1498) Ali Şir Nevai adına yazmaya başlamış, H. 905'te (rn. 1499) bitirmiştir. Böylelikle Kemaleddin Behzad'ın Şah İsmail'e sığınışı daha önceki yıllara geçiyor. Bu kitaba göre Nakkaş Ağa Mirek, Hüseyin Baykara yanında iken Kemaleddin Behzad, Şah İsmail'in yanındadır. Belki de Hüseyin Baykara, döneminin geleneğine uyarak Şah İsmail'e bir çok sanatçıyla birlikte Behzad'ı armağan etmiştir. Behzad, özel bir fermanla 1521'de nakkaşhaneye müdür ve sahib-i ihtiyar (yetkili) atandı. O güne değin dağınık olan Safevi nakşına artık bir biçim vermişti. Ağa Mirek, Muhammed Tebrizli, Hace Abdül Aziz, Muzaffer Ali Muhammed vb. bu okulun öbür öğretmenleri idi. Bu dönemde arta kalan kimi saray süslemelerinin yanı sıra son yıllarda bulunan "Cihan Ara-yı Şah İsmail Safevi" kitabındaki yirmi kadar minyatür de dönemine ışık tutması bakımından oldukça değerlidir.

 

 

ESERLERİ

Şah İsmail her şeyden önce bir şiir adamıdır, bir gönül adamıdır. Dönemindeki şiir türlerinin tümünü denemiştir.

 

Ey Hatai zikr-i fikrin eyledin eş'are sarf

Tuttu irfan defterini ehl-i divan şimdiden

 

dediğine göre irfanının ululuğu dünyayı çok erken tutmuş. Mesnevi de olsun divan şiirlerinde olsun dönemin din ve edebiyat bilgilerine iyice egemen olduğu bir gerçek. Yapıtlarına Farsça ve Arapça eklediğine göre bu dilleri de biliyor. Cavidan-Name'den söz ettiğine göre Fazlullah'ı ve Hurufi'liği biliyor. Kur'an ayetlerine kafiyeli dizeler yazıyor. Ayetleri açıklıyor. Ebced'i biliyor. Özetle şiir bilgilerinde oldukça güçlü. Dehname mesnevisini 19 yaşında yazmıştır. Halk şiiri türlerini biliyor ve ustalıklı kullanıyordu.

Hatai'nin aruzla yazdığı şiirlerini çıraklık ve ustalık dönemlerine ayırmak olası. Çaldıran vuruşmasından sonra bu büyük adamın duygularında geniş ölçüde değişmeler olmuş. O, gururlu ve kendini yenilmez sanan egemenin yerini daha durgun, yenilmiş ve gururu kırılmış bir adam aldı. Şiirleri de bu duygulara paralel olarak değişti. Böylelikle duygu yönü ağır basan şiirlerinde bir güçlenme görüldü.

 

Diyarı aşka sultanam dila men de zamanılda

Vezirimdir gam u gussa oturmuş iki yanımda

Men ol şahbaz-ı kühsarem başeğmem gülle-i Kare

Nice anka kimi yavru uçurdum aşiyanımda

 

gazelinde en içli divan ozanının gücü görülür. Hatai, elbette bir Fuzuli değil. Şiir anlayışı değişik. Hatai'nin şiirlerinde düşüncelerini şiir diliyle yaymak isteyen bir Şah'ın çabalaması var. Şah için şiir bir araçtır. Hatai'nin iki katı yaşayan ulu ozan Fuzuli'de şiirin amaç olduğu açıktır. Hatai bir yandan boğuşurken bir yandan yeni bir devlet kuruyordu. Buna karşın kimi şiirlerinde kendisini güçlü görür:

 

Çün tecella nurını görmek temenna eylerem, 

Şimdi Mansur'am meni bir dara göndermek gerek

 

beyti herhalde benzerlerinin önünde yer alacak güçte.

Şiirdeki gücü asıl hece ile söylediği deyişlerdedir. Bunlar, yüzyıllardır onun inancından olsun olmasın Türk halkının dil-ezberi olmuştur. Kimi törenlerde semahların, cüş havalarının, düvaz imamların hep bu deyişlerden seçildiğini herkes bilir. 

 

Türkiye'de hakkında ilk kez Rahmetli Sadeddin Nüzhet Ergun ciddi bir kitap yazar. Kitapta hece ile şiirlerinin yanı sıra, Nasihatname mesnevisinin tümü, ikinci bir mesnevi ve ''Dehname'' den kimi kısa bölümler alınır. Rahmetli Sadeddin Nüzhet kuşku yok ki alanının en yetkilisi. Kitabın sunuş yazısındaki incelemesi son derece değerli. Konuyu ve bu alandaki çalışmaları iyi incelemiş. Azerbaycan yayınlarının temelini Leningrad ve Taşkent nüshaları oluşturuyor. Düzenleyenler, Paris ve Londra nüshalarını da gözden geçirmişler.

 

Hatayimdir Şah Hatai

Amma adım Ömer dunır.

 

Demek ki ''Şah Hatai'' veya yalnız ''Hatai'' adını kullanan başka başka ozanlar var. İlginçtir ki bunlardan birinin adı da Ömer. Kimi deyişler değişik yerlerde eksik dörtlüklerle yayınlanıyor. Azerbaycan ve Erdebil nüshaları tapşırmayı ''Hatai'', Napoli nüshası ile Sadeddin Nüzhet yayını ise ''Hatayi'' olarak alıyor.

 

Geldi Cebrail çağırdı ya Muhammed Mustafa

 

dizesiyle başlayan şiir Alevi cemlerinde çok söylenen ''Mihraçlama'' dır. Türkiye'de ise ilk kez Sefer Aytekin'in 1958'de yayınladığı Buyruk kitabında yer almış. Buyruk'un Şeyh Safi'ye ait olmadığının kesin kanıtı da kendisinden çok sonra yaşayan torununun bu şiirinin o yapıtta yer alması. Dehname'nin yalnız Leningrad müzesinde aslı vardır. Bu şiir Şah İsmail'in 19 yaşında yazdığı bir aşk öyküsü. 1532 ikiliden oluşmuş. Bölüm başlıkları Farsça verilmiş. Altlarında Azeri ağzıyla çevirileri var. Bu çeviriler Şah İsmail'in değil.

Son bölümde,

 

Hicrinde üç zid ü nun geçti

Sin'din dahi bir füzun geçti

 

dediğine göre ebcetle bu açıklama h. 911'i (m. 1506) gösteriyor. 

 

 

 

Eserlerinden bazıları:

 

 

1

Muhammed Ali'nin Aldım Elini 

Hak Deyip Tuttuğum Elden Ayrılmam 

On İki İmamın Tuttum Yolunu 

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam 

 

Mürşidin Nefesi Hak Nefesidir 

Mürşid Sözün Tutmayanlar Asidir 

Mürşidin Rızası Hak Rızasıdır 

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam 

 

Mürşidin Gittiği Veli Yoludur

Gitme Dediğine Gitmemelidir

Zahir Batın Muhammed Ve Ali'dir

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

Hak Erenler Bir Araya Derilse

Cümle Aşıklara Nasip Verilse

Aşikare Hak Gözüyle Görülse

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

Şah Hatayi'm Hak Bil Tuttuğum Eli

Zahirde Batında Hak Gördü Seni

Gerçek Erenlerden Aldım Haberi

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

 

 

2

Muhammed Ali'yi Candan Sevenler 

Yorulup Yollarda Kalmaz İnşallah 

İmam Hasan'ın Yüzün Görenler 

Hüseyin'den Mahrum Olmaz İnşallah 

 

İmam Zeynel'den Bir Dolu İçtim 

İmam Bakır'da Kaynayıp Coştum 

İmam Cafer'e Vardım Ulaştım 

Bundan Özge Yola Sapmaz İnşallah 

 

İmam Musa'dan Gelen Erenler

Can Baş Feda Edip Cemler Görenler

İmam Rıza'ya Zehir Verenler

Divanda Şefaat Bulmaz İnşallah

 

Bir Gün Olur Okuturlar Defteri

Şah Oğlunun Belindedir Teberi

Uyanırsa Taki Naki Askeri

Açılan Gülümüz Solmaz İnşallah

 

Hatayi Der Bu İş Bizi Bitire

Özünü Kata Gör Ulu Katara

Mehdi Şevki Bu Cihanı Tutar A

Şah Oğluna Sitem Olmaz İnşallah

 

 

 

3

Serime Bir Sevda Geldi 

Muhammed Ali'den Beri 

Yandı Vücudum Kül Oldu 

Ta Kalubeli'den Beri 

 

Ali'nin Fatma Kanber'i 

Hırka Tutunur Önleri 

Severim On İk'imam'ları 

Atası Pirimden Beri 

 

Hasan'la Hüseyin'i Sevdim 

İkrarım Onlara Verdim 

Kafirleri Bütün Kırdım 

Halil-Ür-Rahman'dan Beri 

 

Zeynelabidin Yolları 

Açılır Gonca Gülleri 

Bakır İmamlar Serveri 

Severim Soyundan Beri 

 

Muhammed Dünyaya Geldi

Şu Alem Nur İle Doldu

Hacem İmam Cafer Oldu

Okuram Kur'an'dan Beri

 

Musahibim Musa Kazım

Rıza'ya Bağlıdır Özüm

Kolumda Şahinim Bazım

Beslerim Zamandan Beri

 

Taki'den Etek Tutmuşam

Naki Sırrına Yetmişem 

Askeri'den Mey İçmişem

Sarhoşum Zamandan Beri

 

İkrarım Bendi Boşandı

İndi Türaba Döşendi

Mehdi'den Kılıç Kuşandı 

Bilirem Zamandan Beri

 

Şah Hatayi'm Hakk'a Yalvar

Sevdiğim Ali'dir Server 

Sorarlarsa Bizi Erler

Gelirem Divandan Beri 4

Sufi Mezhebimin Nesin Sorarsın 

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

Gözlüye Gizli Yok Ya Sen Ne Dersin 

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

 

Eğnimize Kırmızılar Giyeriz 

Halimizce Her Manadan Duyarız 

Katarda İmam Cafer'e Uyarız 

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

 

Her Kimin Ki Çerağını Hak Yakar

Mümin Olanları Katara Çeker

Aslımız On İki İmama Çıkar

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

 

Biz Tüccar Değiliz Alıp Satmayız

Erkan Gözetiriz Yoldan Sapmayız

Gönlümüz Ganidir Kibir Tutmayız

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

 

Muhammed Ali'dir Kırkların Başı 

Uralım Yezid'e Laneti Taşı 

Hünkar Hacı Bektaş Veli'dir Eşi 

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

 

Baharda Açılır Gonca Gülümüz

Ol Dergaha Doğru Gider Yolumuz

On İki İmam İsmin Okur Dilimiz

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

 

Şah Hatayi'm Eydür Muhammed Ali

Onlardan Öğrendik Erkanı Yolu

Ali Muhammed'dir Muhammed Ali

Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

 

 

 

5

Hü Diyelim Gerçeklerin Demine 

Gerçeklerin Demi Nurdan Sayılır 

On İki İmam Katarına Uyanlar 

Muhammed Ali'ye Yardan Sayılır 

 

Üç Gün İmiş Şu Dünyanın Safası 

Safasından Artık Olur Cefası 

Gerçek Erenlerin Nutku Nefesi 

Biri Kırktır Kırkı Birden Sayılır 

 

İhlas İle Gelen Bu Yoldan Dönmez

Dost Olan Dostuna İkilik Sanmaz

Eri Hak Görmeyen Hakk'ı Göremez

Gözü Bakar Amma Körden Sayılır

 

Gerçek Aşık Menzilinde Durursa

Çerağ Gibi Yanıp Yağı Erirse

Eksikliği Kendözünde Bulunursa

O Da Erdir Yine Erden Sayılır

 

Şah Hatayi'm Eydür Bağdad'dır Vatan

İkilikten Geçip Birliğe Yeten

Erenler Yanında Kıyl Ü Kal Tutan

Yolu Dikenlidir Hardan Sayılır

 

 

 

6

Serseri Girme Meydana 

Aşık, Senden Yol İsterler 

Kallaş İle Oturmadın 

İman Ehli Kul İsterler 

 

Bu Yola Giren Oturmaz 

Hak Söze Hile Katılmaz 

Bunda Hiç Hile Satılmaz 

Cevherinden Pul İsterler 

 

Bir Kılı Bin Pare Eder

Bu Yolu İhtiyar Eder

Şah'ım Bir Yol Kurmuş Gider

Yol İçinde Yol İsterler

 

Şah Hatayi Der Neylersin

Her Müşkili Hal Eylersin

Ansın Çiçek Derersin

Yarın Senden Gül İsterler

 

7

Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde 

Alemde Her Şeyin Var Olmayınca 

Olura Olmaza Dost Deyip Gezme 

Bir Ahdine Bütün Yar Olmayınca 

 

Yürü Sufi Yürü, Yolundan Azma

Elin Gıybetine Kuyular Kazma

Varıp Her Dükkanında Metaın Çözme

Yanında Mürşidin Var Olmayınca

 

Kalktı Havalandı Gönlümün Kuşu 

Kavga, Gıybet Etmek Kötünün İşi 

Üstadın Tanımaz Bunda Her Kişi 

Anın Kim Mürşidi Er Olmayınca 

 

Varıp Bir Kötüye Sen Olma Nöker

Çarhına Değer De Dolunu Döker

Ne Huda'dan Korkar Ne Hicap Çeker

Bir Kötüde Namus Ar Olmayınca

 

Şah Hatayi'm Edem Bu Sırrı Beyan

Kamil Midir Cahil Sözüne Uyan

Bir Baştan Ağlamak Ömredir Ziyan

İki Baştan Muhip Yar Olmayınca

 

 

 

8

Kırklar Meydanına Vardım 

Gel Beri Ey Can Dediler 

İzzet İle Selam Verdiler 

Gel İşte Meydan Dediler

 

Kırklar Bir Yerde Durdular 

Otur Deyü Yer Verdiler 

Önüme Sofra Serdiler 

El Lokmaya Sun Dediler 

 

Kırkların Kalbi Durudur 

Gelenin Kalbi Arıdır 

Gelişin Kandan Beridir 

Söyle Sen Kimsin Dediler 

 

Gir Semaa Bile Oyna

Silinsin Açılsın Ayna

Kırk Yıl Kazanda Dur Kayna

Dahi Çiğ Bu Ten Dediler

 

Gördüğünü Gözün İle

Söyleme Sen Sözün İle

Andan Sonra Bizim İle

Olasın Mihman Dediler

 

Düşme Dünya Mihnetine

Talip Ol Hak Hazretine

Ab-ı Zemzem Şerbetine

Parmağını Ban Dediler

 

Şah Hatayi'm Nedir Halin

Hakk'a Şükr Et Kaldır Elin 

Gıybetten Kese Gör Dilin 

Her Kula Yeksan Dediler

 

 

 

9

Şu Dünyanın Ötesine 

Vardım Diyen Yalan Söyler 

Baştan Başa Safasını 

Sürdüm Diyen Yalan Söyler 

 

Ark Kazarlar Argın Argın 

Felek Çevirmekte Çarkın 

Bu Dünyada Mal Ve Mülküm 

Vardır Diyen Yalan Söyler 

 

Kuru Ağaçta Olur Gazel

Kendi Okur Kendi Yazar

Ahdi Bütün Hüsnü Güzel

Vardır Diyen Yalan Söyler

 

Şah Hatayi'm Der Varılmaz

Varılırsa Da Gelinmez 

Rehbersiz Hiç Yol Bulunmaz 

Buldum Diyen Yalan Söyler

 

 

 

10

Gele Gönül Hoş Görelim Bu Demi 

Bu Da Böyle Kalmaya Bir Gün Ola 

Kişi Çekmek Gerek Gussayı Gamı 

Hak'tan Gelür Her Ne Gelse Bir Kula 

 

Er Odur İ'tikad Ede Pirine 

Nazar Ede Evvel Ü Ahırına 

Elbet Yol Kadimdir İlter Yerine 

Sana Kim Neylerse Salagör Yola 

 

Biz De Biliriz Ki Dostu Kardeşi 

Bulamadım Bir Kara Gün Yoldaşı 

Dost Geçinüb Yüze Gülen Kallaşı 

Bahasıdır Satmak Gerek Bir Pula 

 

Her Kişi Bir Hayal İle Eğlenür

Daim Anın Gönlünde Ol Eğlenür

Böyle Olur Sevdiğim Gah Ağlanur

Kimi Gördük Kıyamete Dek Güle

 

Karun'u Gör Bunadı Ya Buldukça

İnandı Felek Yüzüne Güldükçe

Sen İyilik Et Durma Elden Geldikçe

Dediler Halk Bilmezse Halik Bile

 

Gerçek Olan Kişi Dosttan Ayrılmaz

Değme Kişide Hakikat Bulunmaz

Sen Seni Satsan Yedirsen Bilinmez

Bu Zamanda Kimse Yaramaz İle

 

Hatayi Dünyanın Ötesi Fani

Bizden Evvel Bunda Gelenler Kani

Sanma Daim Şad Yürüye Düşmeni

Bir Gün Olub Nevbet Ana Da Gele

 

 

 

11

Muhammed Ali'nin Aldım Elini 

Hak Deyip Tuttuğum Elden Ayrılmam 

Oniki İmamın Tuttum Yolunu 

Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

Mürşidin Nefesi Hak Nefesidir 

Mürşid Sözün Tutmayanlar Asidir 

Mürşidin Rızası Hak Rızasıdır 

Hak Deyüb Tuttuğum Yoldan Ayrılmam 

 

Mürşidin Gittiği Veli Yoludur

Gitme Dediğine Gitmemelidir

Zahir, Batın Da Muhammed Ali'dir

Hak Deyüb Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

Hak Erenler Bir Araya Derilse

Cümle Aşıklara Nasib Verilse

Aşikare Hak Göziyle Görülse 

Hak Deyüb Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

Şah Hatayi'm Hak Bil Tuttuğun Eli

Zahirde Batında Hak Gördü Seni

Gerçek Erenlerden Aldım Haberi

Hak Deyüb Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

 

 

 

12

Hakikat Bir Gizli Sırdır 

Açabilirsen Gel Beri 

Küfr İçinde İman Vardır 

Seçebilirsen Gel Beri

 

Açıldı Cennet Kapusu 

La'l Ü Gevherdir Yapusu 

Kıldan İncedir Köprüsü 

Geçebilirsen Gel Beri

 

Canımız Melek Canıdır 

Tenimiz Selman Tenidir 

İçtiğim Arslan Kanıdır 

İçebilirsen Gel Beri 

 

Pirimden Öğüt Almışam

Üstadımdan Ders Almışam

Men Kanadım Bağlamışam

Uçabilirsen Gel Beri

 

Men Bağçelerin Gülüyem

Ayn-I Cem'in Bülbülüyem

Kırk Kapunun Kilidiyem

Açabilirsen Gel Beri

 

Şah Hatayi'm Eydür Heman

Dağları Bürüdü Duman

İşte İncil İşte Kur'an

Seçebilirsen Gel Beri 13

Türbesinin Üstün Nakş Eylemişler 

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn 

Seni Dört Köşeye Baş Eylemişler 

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

 

Çağlar Sular Gibi Akasım Gelmez 

Şehrine Girince Çıkasım Gelmez 

Yezid'in Yüzüne Bakasım Gelmez 

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn 

 

Senin Aşıkların Yanar Yakılur 

On İki İmam Katarına Katılur 

Bunda Yezid'lere La'net Okunur 

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn 

 

Senin Dervişlerin Sema'lar Döner

Kadir Geceleri Şem'alar Yanar

Katarımız İmam Ca'fer'e Uyar

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

 

İmamı Hüseyn'in Kolları Bağlu 

Muhib Aşıkların Ciğeri Dağlu

Hazret -İ Ali'nin En Küçük Oğlu

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

 

Şah Hatayi'm Eder Erenler Nerde

Çalısız Kayasız Bir Sahra Yerde

Kerbela Çölünde Kandilde Nurda

Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn

 

 

14

Övmüşde Yaratmış Kendi Nurundan 

Padişah Eylemiş İlin Üstüne 

Cemalini Gördüm Salavat Verdim 

Cığalar Sokunmuş Serin Üstüne 

 

Vallahi Kur'an'dır Senin Sözlerin 

Yasin'i Şeriftir İki Gözlerin 

İnna Fetehna'lık Güzel Yüzlerin 

Vessaha İnmiştir Halin Üstüne 

 

Kirpikler Altında Benler Düzüldü

İkrarından Dönen Hak'tan Üzüldü

Ak Göğsünde Hüvel-Himmet Yazıldı

Veş-Şems İnmiştir Dalın Üstüne

 

Alnımızda Yazılı Böyle Bir Yazı

Mümin Müslim Hakk'a Eyler Niyazı

Besmeleyle Okunur Elham Suresi

Okudum Da Geldim Yolun Üstüne

 

Şah Hatayi'm Eyder Şem'i Çırası

Errahman'dır İki Kaşın Arası

Besmeleyle Okunur Elham Suresi

Okudum Da Geldim Ölün Üstüne

 

 

 

15

Bir Güzelin Vücudunun Şehrine 

Bak Nazar Eyle De Hemen Arif Ol

Dükkanında Dediğin Metaına 

Bak Nazar Eyle De Heman Arif Ol

 

Seyr Et Özge Erenlerin Göresin 

Tabib Sarar Yüreğimin Yarasın 

Çerb Eyleme Muhabbetin Çırasın 

Yak Nazar Eyle De Heman Arif Ol

 

Hercai Güzele Koşma Başını

Hercailik Edüb Atar Taşını

Müşteri Bulursan Çöz Kumaşını

Sat Nazar Eyle De Heman Arif Ol

 

Beş Vakit Farzdır Sünneti De Kaç

Özünü Tanış Da Müşkilini Seç

Hakikat Tarlasına Ma'rifetler Saç

Ek Nazar Eyle De Heman Arif Ol

 

Hatayi'm Der Rahm Etmezem Yalana

Özün Teslim Eder Kendi Gelene

Ay Ali'dir Gün Muhammed Bilene

Bak Nazar Eyle De Heman Arif Ol

 

 

 

16

Dön Beri Dön Beri Yüzün Göreyim 

Ben Seni Ali'nin Yoluna Saldım 

İkrarı Boynuna Zencir Olası 

Ben Seni Ali'nin Yoluna Saldım 

 

Yarden Ayrılmışam Bu Gündür Yasım 

İşitsün Avazım Dinlesün Sesim 

Yollar Karim Olsun İkrarın Hasım 

Ben Seni Ali'nin Yoluna Saldım 

 

Fatma Ana Oturur Muhkem Yurduna

Yüzün Gören Yanmaz Tamu Od'una

İmamda Okunan Hutbe Adına

Ben Seni Ali'nin Yoluna Saldım

 

Şah Hatayi'ım Eydür Derdlerim Komam

Yezidler Çevirmiş Vermiyor Aman

Yardımcımız Olsun On İki İmam

Ben Seni Ali'nin Yoluna Saldım

 

 

 

17

Gündüz Hayalimde Gece Düşümde 

Ah Senin Dertlerin İmam Hüseyin 

Ün İki Ayların Hem Sabahında 

Dilimde İvirdim İmam Hüseyin 

 

Hatice, Fatıma Divanda Bile 

Şehriban Geliyor Saç Yola Yola 

Ağladıkça Çeşmim Yaşını Sile 

Mah Yüzüne Dökmüş İmam Hüseyin

 

Yarın İller Mahşer Derilinceğiz

Sorgu Sual Orda Soruluncağız

Kanlı Mektubumuz Verilinceğiz

Hesabın Görüyor İmam Hüseyin

 

Asası Elinde Sancak Uğrunda

Gahi Mizan Gahi Sırat Yolunda

Muhammed'in Sancağının Önünde

Mazlum Mazlum Gezer İmam Hüseyin

 

Şah Hatayi'm Ne Hoş Gördün Yerini

Kimse Bilmez Evliyanın Sırrını 

Maviye Soyunu Mülcem Oğlunu 

Sürün Şu Dergahtan İmam Hüseyin

 

 

 

18

Usul Erkan Bilmez Nadan Elinden 

Usul Ağlar Erkan Ağlar Yol Ağlar 

Bülbülün Figanı Gonca Gülünden 

Bülbül Ağlar Diken Ağlar Gül Ağlar 

 

Kamil Olanların Bellidir Yeri 

Aşk Yoluna Koydum Can İle Seri 

Hakk'ın Didarını Görelden Beri 

Derya Ağlar Irmak Ağlar Göl Ağlar 

 

Haçan Cüşa Gelse Akar Bu Seller

Açılmış Laleler Kırmızı Güller

Çalkanır Şahanlar Dökülür Teller

Şahan Ağlar Pençe Ağlar Tel Ağlar

 

İyi İle Konuş Olasın İyi

Felek İyi Bilir Paşayı Beyi

Bu Çarhın Elinden El Aman Deyi

Hünkar Ağlar Vezir Ağlar Kul Ağlar

 

Şah Hatayi'm Neler Gelir Dilimden

Hakikat Kuşağın Çözme Belinden

Nice Özün Bilmez Derviş Elinden

Hırka Ağlar Tülbent Ağlar Şal Ağlar

 

 

 

19

Dünyadan Elin Çek Divane Gönlüm 

Ulaş Bir Üstada Er İle Görüş 

Mürşid Nazarını Yad Ederse Dil 

İkilikten Geçüb Bir İle Görüş 

 

Er Eteğine Yüz Sürmek Dilersen 

Aslına Zatına Ermek Dilersen 

Hakk'ın Cemalini Görmek Dilersen 

Nur İle Nur Olup Sırr İle Görüş 

 

Sen Nefsini Öldür Olagör Yeksan

Varlık Gömleğini Eylegil Üryan

Yedi İklim Dört Köşede Lamekan

Erenlerin Sırrı Nur İle Görüş

 

Aşık-I Sadıklar Ola Gelmiştir

Ağlayanlar Bir Gün Güle Gelmiştir

El Ele El Hakk'a Bula Gelmiştir

Tanrı Kendi Özün Pir İle Görüş

 

Hatayi Biçare Kuldur Şahma

Hünkar Hacı Bektaş Nazargahına

Deli Gönül Hak Ol Düş Dergahına

Er Olayım Dersen Er İle Görüş

 

 

Mahlası Şah Hatayi'ye ait olan türküler:

 

Ezel Bahar Olmayınca 

 

Ezel bahar olmayınca

Kırmızı gül bitmezimiş

Kırmızı gül bitmeyince

Sefil bülbül ötmezimiş 

 

Dost bülbüller gelir ötmeye

Güle sarılıp yatmaya

Bağıban gülü satmaya

Gül kadrini bilmezimiş 

 

Gel ey bağban satma gülü

Haramdır parası pulu

Ağlatma sefil bülbülü

Gözyaşını silmez imiş 

 

Yılda bir gün ziyan olur

Dost yoluna talan olur

Bazı insan hayvan olur

Hayvan adem olmazimiş 

 

Şah Hatayım ölmeyince

Tenim turap olmayınca

Dost dosttan ayrılmayınca

Dost kadrini bilmezimiş

 

 

 

Elâ Gözlü Pirim Geldi

 

Elâ Gözlü Pirim Geldi,

Duyan Gelsin İşte Meydan.

Dört Kapıyı Kırk Makamı,

Bilen Gelsin İşte Meydan. 

 

Hudey,Hudey,Demler Hudey,

Hudey,Hudey Canlar Hudey. 

 

Ben Pirimi Hak Bilirem,

Yoluna Kurban Oluram,

Dün Doğdum Bugün Ölürem,

Ölen Gelsin İşte Meydan. 

 

Hudey,Hudey,Demler Hudey,

Hudey,Hudey Canlar Hudey. 

 

Şâh Hatayi Der Sırrını

Meydana Koymuş Serini,

Nesimi Gibi Derisin

Yüzen Gelsin İşte Meydan. 

 

Hudey,Hudey,Demler Hudey,

Hudey,Hudey Canlar Hudey

 

 

Benim Pirim

 

Benim pirim Şahi Merdan Ali'dir

Sefiller destini tutan Ali'dir 

Kopardı hayberin kapısın kırdı 

Kaldırıp arşumana atan Ali'dir 

Haydar haydar pirim Ali'dir 

 

Şah Hatayım Ali'm mansur darında 

Hü deyi cebrail serim yardıran 

Üç yüz yıldan sonra nergiz getiren 

Nergizi selmana sunan Ali'dir 

Haydar haydar pirim Ali'dir

Don't have an account yet? Register Now!

Sign in to your account